Ekmek, özellikle Türk ve Anadolu halkı için “Nimettir.” Çocukluğumuzda büyüklerimiz: “Yerde ekmek gördüğünde onu al öp, alnına koy ve kimsenin ulaşamayacağı bir yere kaldır!” Derlerdi. Ekmek, nimetti, hiçbir şekilde yere, özellikle çöpe atılmaz, bir şekilde değerlendirilirdi…
Bu günlerde bu hassasiyet çok azaldı. Bayatlayan ekmek çöpe atılır hale geldi. Bundan hemen vazgeçilmeli, eskiden olduğu gibi bayat ekmek değerlendirilmeli ve çöpe atılmamalıdır…
Ekmeğin hammaddesi buğday ve diğer tahılların insan yaşamındaki önemi, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle bir kez daha hatırlandı. Buğday üreten ülkelerin ürettiği tahıllar, sağlıklı bir şekilde diğer ülkelere ulaştırılmaz ise? Buğdayını kendisi üretmeyen ülkelerde açlık tehlikesi baş göstereceği açıktır…
Savaş, kıtlık, kuraklık gibi olağanüstü durumlarda paran olsa da tahıl bulmak güç olur. Dünya ulusları bunu yaşayarak öğrendi. Buğday üreten, stoklayan ülke rahat olduğu halde üretmeyen ülkeler zor durumda kaldı…
Neolitik çağdan günümüze kadar geçen sürede, “Dünya beslenme düzenini oluşturan asıl ürün buğdaydır.” (1) Buğday, ilk kez M.Ö.8-12 bin yılları arasında Güneydoğu Anadolu’da ehlileştirilmiştir. (2) Yani bu toprakların asli ürünüdür. İnsan, buğday unundan çok değişik ekmek, tatlı ve ürünler yaparak buğdaya bağımlı hale geldi…
Sümerler, ekmeğe Ninda diyorlardı, bu kelime Hititler tarafından da aynen kullanıldı, Hitit dilinin okunmasında kelime büyük rol oynadı. (3) Hititler, buğday unundan çok çeşitli ekmek yapma becerisine sahipti. Buğdaya verilen değer, Hitit krallarının ellerinde tuttukları buğday başakları ile anlatıldı…
Anadolu antik krallıkları, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları için buğday, stratejik ürünler arasında ilk sırada yer alırdı. Anadolu, özellikle Konya ovası bir zamanlar “Tahıl Ambarı” olarak bilinirdi. Türkiye ve Avrupa’yı doyuracak buğday ve tahıl üretilirdi. Bu gün artık üretemiyor?
Buğday, tahıl, meyve üretmek, tarım yapmak için; “insan emeğine, temiz suya, tarım toprağına ve kaliteli tohuma gereksinim vardır.” (4) 80 yıl öncesine kadar bunların hepsi Türkiye’de vardı. Elde edilen tahıl ihraç ediliyordu…
Türkiye tahıl ve tarım ürünleri ihracatçısı bir ülke iken, nasıl oldu da bu gün tahıl ithal eder hale geldi? Ne değişti? Bu iki soruya doğru yanıt bulmamız gerekir ki, tekrar hataya düşmeyelim…
Türkiye’nin tahıl ve tarım ürünleri ithalatçısı olmasının asıl nedenlerinin başında; yanlış tarım, orman, su politikaları ile tarımda kimyasalların ve GDO’lu tohumların kullanılması sonucu oluşan çevre kirliliği gelir. Türkiye’nin tarım ürünleri ithalatçısı olmasında siyasetçilerin, hükümetlerin tarıma önem vermemesinin rolü büyüktür.
Bin yıllarca tarım ülkesi olan, buğdayın her türünü ve tarım ürünleri yetiştiren Anadolu, eski günlerine dönmek zorundadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi.“ Buğdayını, sütünü, etini, bilimini ve sanatını kendin ürettiğin sürece özgürsün!”
KAYNAK:
1-James H. S. McGregor, Tarih Öncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa. S.39
2-Erhan Ünal, Toprak Biterken, S. 37
3-Ali Narçın A2dan Z2ye Hitit. S.372
4-Erhan Ünal, Toprak Biterken, S. 39