Çevre Ki̇rli̇li̇ği̇ Ve Hukuk…

Şubat 10, 2025

Türkiye’de yürüklükte bulunan Anayasa yasa, yönetmelik ve uluslararası sözleşmelerde çevre kirliliğini önleyici, insan sağlığını, doğayı koruyucu birçok hüküm yer alır. Bu hükümleri yansız ve eşit uygulamak, Devletin ve bağımsız mahkemelerin görevidir…

 Elektrik enerjisine ve madene olan gereksinim ileri sürülerek çevrenin kirletilmesi, doğanın katledilmesi, insan sağlığının göz ardı edilmesi asla kabul edilemez. Ekonomik getiri uğruna çevrenin ve insanın feda edilmesi düşünülemez…

Çevre temizliğinde birinci kural kirletmemektir. Bu aileden başlayan eğitimle olur. İkinci kural; kirletiyorsan, başkasına ve çevreye zarar veriyorsan bedelini ödeyeceksin! Bunları laf olsun diye söylemiyorum. Devlet, toplumsal sözleşmeyle bir arada yaşamayı kabul etmiş kişilerin oluşturduğu tüzel kişiliktir…

Devlet tüzel kişiliği, kendisini oluşturan bireyleri korur, aykırı hareket edenleri men eder, bunun için, yasalara ve icra gücüne sahiptir. Anayasal sözleşme ile kurulmuş devletin başlıca görevi, bireylerin sağlığını, eğitimini can ve mal güvenliğini korumak, garanti altına almaktır…

Devlet görevini yerine getirirken, hukuk içinde kalır. Kabul edilen tüm yasaları; hiçbir kimseye ayrıcalık yapmadan, eşit, yansız ve adaleti sağlayacak şekilde uygular…

Kanunlar Anayasaya, yönetmelikler yasalara aykırı olamaz. Kanunla kabul edilen uluslararası sözleşmeler iç hukuk kuralı haline gelir. Bunların Anayasaya aykırılığı dahi ileri sürülemez…

Anayasa, yasalar, yönetmelikler, uluslararası sözleşmeler halkın, özgürlüğünü korumak, can ve mal güvenliğini sağlamak içindir. Devletin en önemli görevlerinin başında, halkın yaşam hakkını korumak gelir. (Anayasa 17.M.) Anayasanın 56. M. ise “Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama” hakkını vurgular…

Şimdi diyeceksiniz ki yasalar insan sağlığının ve çevrenin korunması için hükümler içeriyorsa Ülkemizde ve Aydın İli genelindeki çevre kirliliği, doğa talanı neden önlenememektedir? Bu sorunun yanıtı, neden çevreyi kirletmeye devam ettiğimizin yanıtını da verecektir.

Çevre kirlenmesinin sorumlusu, yasaları eşit, adil, tarafsız, yansız uygulamakla görevli olanlardır.  Yeterli, etkin denetim yapılamaması, insan sağlığının görmezden gelinmesi çevreyi kirletenleri cesaretlendirmekte, onların çevreyi daha çok kirletmelerine neden olmaktadır…

 

Çevre suçlarında, yargının uygulayacağı caydırıcı yasa maddeleri tam olarak uygulanmamakta. Mahkeme kararlarına karşı yapılan itirazlar reddedilmektedir. Davalar, yakınıcılar aleyhine sonuçlanır hale gelmiştir. İç hukukta umduğunu bulamayan Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel hak ihlali başvurusu, çevre suçlarının, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde” yer almadığı gerekçesiyle reddedilmektedir…

Anayasa, insana sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı tanımıştır. Unutulmamalıdır ki, hukuk bireylerin olduğu kadar devleti idare edenlerin de güvencesidir. Hukuk, günü geldiğinde kendisini yok sayanları da koruyacaktır…

Yorumla

Your email address will not be published.