Sosyal medyada, kitaplarda ve makalelerde hep gördüğünüz, okuduğunuz hatta paylaştığınız, Amerikan Kızılderililerine ait, “Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.”(1) Özdeyişinde ifade edilen çocuklarımızdan ödünç aldığımız yeryüzünü kirletmeden, doğayı yok etmeden, canlıları öldürüp soyunu tüketmeden çocuklarımıza, torunlarımıza teslim edeceğimizden emin misiniz? Ben değilim, Dünya karaları üzerinde, Atmosferde ve denizlerin en derin yerlerinde bile kirletilmeyen, ayak basılmayan, insan eli değmemiş bakir bir yer kalmadı…
İnsanın yeryüzüne dağılmaya başladığı avcı-toplayıcı döneminde ve yerleşikliğe geçtiği günden günümüze soylarını tükettiği bitkilerin ve hayvanların sayısını belirlemek tam olarak mümkün değildir. Örneğin: M. Ö. 13.000 yıllarında “Amerika’ya göçen insanlar, kıtadaki memelilerin yarısından fazlasını avlayıp neslini tüketmiştir.” (2)
Son buzul çağında ılıman iklimiyle insanın, canlıların ve bitki türlerinin yok olmasını önleyen Anadolu yarımadasının endemik bitki ve yaban hayvanları varlığı hemen hemen tamamen yok edilmiştir. Örneğin: Geçmişte yaşamış Anadolu Parsı, Sırtlan, Aslan, Kaplan gibi hayvanlar, insan tarafından tamamen yok edilmiştir.
Bilim insanları ve çevreciler teknolojiye, yeniliklere karşı değildir, hiçbir zaman da karşı olmamışlardır. Onlar, insanın refah içinde, doğayla ve kendi dışındaki canlılarla dost ve barış içinde yaşanmasını isterler. Dünyanın, insan ve diğer canlıların ortak yaşam alanı olduğunun farkındadırlar. Doğayı kirletmeden, canlılarla birlikte yaşamayı savunur ve gerçekleşmesi için çaba harcarlar…
Peki, insanın doğayla ve canlılarla dost yaşadığı dönemler oldu mu? Elbette oldu, bu dönem, insanın avcı-toplayıcı bir yaşam sürdürdüğü zamanlardı. Yerleşikliğe geçtikten sonra ne yazık ki, doğayla dost yaşamayı bırakıp, doğaya egemen olmaya, kendi çıkarı doğrultusunda kullanmaya ve katletmeye başladı, canlıları öldürdü, nesillerini tüketti…
Tarla açmak, maden aramak için ormanları yaktı, sulak alanları kuruttu. Denizleri, gölleri, nehirlerin, dereleri, yeraltı su kaynaklarını kirletti, Atmosferin ısısının artmasına neden oldu ve solunamaz hale getirdi.
Daha fazla ürün alacağını zannederek, GDO’lu ve Hibrit tohumlar kullandı. Yapay gübre ve böcek öldürücü kimyasal zehirlerle tarım topraklarını acımasızca zehirledi. Bunları yaparken sadece kendini düşündü…
Doğaya uyumsuz geliştirdiği teknoloji ile Dünyanın geleceğini tehlikeye attı. Oysa insan, Dünyanın barındırdığı canlı yaşamı, denizleri, gölleri, ormanları, havayı, tarım topraklarını korumalıydı, korumadı. Dedelerinden temiz olarak aldığı doğayı belki de korumak istemedi. Temiz olarak. torunlarına iade etmek zorunda olduğuna aldırmadı…
Peki, çocuklarımızdan ödünç aldığımız mirası neden koruyamadık? Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi uygarlık oluşturmak için doğayı kirleten, canlıları yok eden, iklim krizine neden olan fosil enerji kaynaklarının tercih edilmesi, para hırsı ve egoizmdir…
İnsan yeni teknolojiler geliştirdi, Atomu parçaladı, gökyüzünde uçabilen makinalar icat etti. Ay’a, Mars’a diğer gezegenlere uzay aracı gönderdi ama bir şeyi unuttu, kardeşçe yaşamayı, paylaşmayı ve Dünyanın sadece insana ait olmadığını. Doğa insan olmadan da yaşar ama insan, doğa olmadan yaşayamaz. Bu kuralı unutup neler yapmadı ki…
Ormanların, yaban canlılarını barındırdığı, besin ihtiyacını karşıladığı, en önemlisi solumamız için bedava oksijen üreten ekosistemler olduğu önemsenmedi. Ormanlar ve ağaçlar yok edildi, yok edilmeye, yakılmaya devam ediyor…
Tarım alanları, ormanlar, şeftali, incir ve zeytin bahçeleri, otel, motel, tatil köyü, apartman yapmak, maden aramak, JES ve RES kurmak için acımadan yok ediliyor. Meralar, yaylaklar, otlaklar amaç dışı kullanılarak canlı hayvan varlığı yok ediliyor. Oysa bugünlerde ve gelecekte insana en lazım olan şey; temiz besin, su, hava ve topraktır. Unutmayalım…
KAYNAK:
1-Kızılderili atasözü. https://www.evrensel.net/yazi/82900/yeryuzu-bize-atalarimizdan-miras-kalmadi-cocuklarimizdan-odunc-aldik
2-William Nordhaus, İklim Kumarı. S.146