Krallar, tahtlarının bir benzerinin başka bir kralda olmamasına özen gösterir, en süslü ve değerli tahtın kendisine ait olmasını ister. Hitit Kralları, sade “Demir” bir tahtta otururlardı. Tabi demir o zamanlar Altın değerinde ve az bulunan bir madendi…
Demir tahta sahip olmanın yolu, kralı öldürüp yerine geçmekle oluyordu. Genelde uygar olan Hititlerin kraliyet sarayındaki taht kavgaları bitecek gibi değildi. Kavgaları, entrikaları sona erdirmek isteyen Kral Telepinu, taht kavgasına son vermek için tarihin ilk yazılı Anayasasını yaptı. Tahta çıkmayı kurala bağladı. (1)
Telepinu Fermanı olarak anılan ve kil tablete kazınan ilk yazılı Anayasanın uygulamasını denetlemek, kral ailesi arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, barışı sağlamak soylulardan oluşan “Panku Meclisinin,” göreviydi. (2)
Telepinu, ilk Anayasasına “Suçların şahsiliği ilkesini getirdi. Kan davasına son vermek için aile sorumlu tutulmuyordu. O dönemde Hititler dışında örneği olmasa da ölüm cezası hemen hemen tamamen kaldırıldı. (3)
Hitit toplumu, tam anlamıyla yazılı ve sözlü yasalarla idare edilen hukuk devletiydi. Yasalar sadece özgür bireyli değil, köleleri de korumaktaydı. Yasalar, nişanlama, evlilik, boşanma, miras, inşaat yapımı, ticaret, tarım, askerlik gibi yaşamın her alanını kapsayan kurallar koymuştu…
Bedeni sakat bırakan cezalar hemen hemen hiç yoktu. Cezalar, daha çok, para cezası şeklinde uygulanırdı. Zarar gören, suç işleyenden tazminat alır, zararını karşılardı. (Osmanlı Devleti de bedeni ceza yerine para cezası uygulamıştır.)
Hitit yasaları, kasten cinayet ile kazaen veya dikkatsizlik sonucu öldürmeyi birbirinden ayırmakta ve ona göre ceza vermekteydi. Bu ayrım yaralama olaylarında da geçerli bir kuraldı…
İşin ilginç yanı, Hitit dilinde “Yasa” kelimesinin tam karşılığı yoktu. Konulan kurallar, kötü ve yakışıksız eylem, ağır suç olarak tanımlanırdı. (4) Kurallar genelde içtihat şeklinde olurdu…
Anadolu’da yeni yapılan arkeolojik kazılarda her yıl yeni bir buluntu ortaya çıkmakta ve uygarlık tarihinin başlangıcını bilinenden daha gerilere doğru çekmektedir. Yazıya geçirilmiş buluntulardan Anadolu’nun orta yerinde büyük bir imparatorluk kurmuş Hititler ve tarihe mal olmuş kadim uluslar hakkında her gün yeni bir şeyler öğrenip şaşırmakta Anadolu’nun değerini daha iyi anlamaktayız…
Hititlerin uyguladığı yasalar, Anadolu ulusları arasında sözlü olarak devam etti. Hitit ulusu buhar olup uçmadı. Hitit Devleti yıkıldıktan sonra, Hitit halkı diğer Anadolu uluslarına karıştı. Yasaları, müzik aletleri ekmekleri, yemekleri bugün adet, gelenek ve görenek olarak Anadolu’da yaşamaktadır…
Anadolu tarihi, şimdilik M.Ö. 10.000 yılına kadar inmektedir. Bafa Gölü yakınında Beşparmak dağında ortaya çıkarılan resimler, M.Ö. 6.000 yıllarına tarihlenmekte ve “yerleşik düzene geçmiş, tarihöncesi toplumların düşün dünyasını yansıtmaktadır.” (5)
Taşı, toprağı, havası tarih ve uygarlık kokan Anadolu’ya gözümüz gibi bakmalı, sahip çıkmalı ve her türlü tehlikeden korumalıyız…
KAYNAK:
1-B. Brandau- H. Schgıcker, Hititler Bilinmeyen Bir Dünya İmparatorluğu. S.95
2-Age. S. 98
3-Age. S.99
4-Yüksel Güngör, İlkçağ Anadolu Medeniyetleri. S. 139
5-Muhibbe Darga, Anadolu’da Kadın. S. 51 Şengül G. Aydıngün, makalesi