Kıtaların, dağların, vadilerin, göl, nehir, denizlerin, bitki örtüsünün ve canlıların oluşumu, evrimleşmesi milyonlarca yıl süren çok uzun zaman diliminde olmuştur. Dünyanın şekillenmesi sırasında doğa bazı bölgelere cömert davranmış, bazı bölgelere cimri davranmış o bölgeleri çöle dönüştürüp bitki ve canlı yaşamasına olanak tanımamıştır…
Doğanın cömert davrandığı yerlerden biri Anadolu yarımadasıdır. Yarımadada yer alan Büyük Menderes Havzası ılıman iklimi, elverişli yaşam koşulları, yılda bir değil üç kez ürün alabilecek verimli toprağıyla cennet içinde cennet bir bölgedir. Bölge bu özellikleri nedeniyle insanı kendine çekmiş, havzada yerleşip kentler kurmasını ve uygarlık yaratmasını sağlamıştır. Herodot, “bölgeye yerleşen İyonların yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kentlerini kurduklarını” (1) yazmıştır.
Çok uzak geçmişe gitmeden Havzanın önemini bir kez daha anlatmakta yarar var. Aslında havzayı anlatmak için ciltlerce kitap yazmak gerekir ama birkaç cümle ile anlatmaya çalışayım. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde bölgenin yetiştirdiği her türlü sebze, incir, üzüm, zeytin, pamuk, tütün ve kestane hem iç pazarda hem de dış pazarda aranan ürünler arasındadır. Havza, tarım ürünleri ile binlerce insana geçim kapısı olmuş, ülkeye döviz getirmiş ve getirmeye devam etmektedir…
Havzanın ve havza insanının kaderi 1980 yılından sonra değişmeye başladı. Önce çevre dostu olarak tanıtılan jeotermal akışkandan elektrik elde etmek için JES santralları kurulmaya başlandı. Santrallarda kullanılan akışkan başta incir ve zeytin olmak üzere tarım ürünleri üzerinde olumsuz etki yarattı. Tarım alanları, bağ ve bahçeler kurumaya, yok olmaya başladı, yetmedi reenjekte edilmesi gereken jeotermal akışkan sığ derinliklere reenjekte edilip yeraltı sularını kirletti. Reenjekte edilmeden salınan akışkan ise Büyük Menderes Nehrini kirletti, su canlılarını öldürmeye başladı.
Halk jeotermal santrallara tepki gösterirken hiç beklemediği yerden bir darbe daha aldı. Aydın-Denizli otoyolu, ihale edildi ve yapılmaya başlandı. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Serdar Karsu, otoyolu; “ Büyük Menderes Ovası’na Saplanan Hançer” olarak tanımlayan bir yazı yazdı. Yazısında otoyolun bölge tarımı ve kültürü için yaratacağı olumsuzlukları bir bir anlattı. (2) Aldıran olmadı…
Sayın Serdar Karsu, halen kullanılmakta olan bölünmüş yol ile ihalesi yapılıp yapım aşamasına geçen otoyolu karşılaştırarak: “Aydın-Denizli arasındaki bölünmüş karayolu 125 km’dir. Gidiş süresi, 1 saat 40 dakika. Yapımına başlanan Aydın-Denizli Otoyolu ise 140 kilometrelik gövde yolu ve 23 kilometreyi bulan bağlantı yollarıyla 163 km. olacakmış. Otoyolda 19 köprülü kavşak, 19 köprüyol ve 5 hizmet tesisi inşa edilecekmiş. Ulaştırma Bakanı’nın açıklamasına göre Aydın-Denizli arası, bu otoyolla 1 saat 15 dakikaya düşeceğini” (3) saptadı. Ses çıkaran olmadı…
Otoyolun büyük bir bölümü binlerce yılda oluşmuş verimli tarım alanlarından geçmekte ve tarım alanlarını yok etmektedir. Kaç bin hektar tarım alanının yok olacağı açıklanmadığı gibi yolun dolgusunda kullanılacak kaya ve toprağın kaç tepeyi, dağı yok edeceği ne kadar orman ağacının kesileceği bilinmemektedir.
Otoyol tarım alanlarını, tepeleri, dağları, ormanları yok etmekle kalmayacak, oluşturacağı set ile ovayı ikiye bölecek. Derelerin Büyük Menderes Nehrine ulaşımını, insan ve canlıların ovadan serbestçe faydalanmasına engel olacaktır. Özellikle yaban hayvanları kuzeyden güneye, güneydekiler kuzeye geçemeyecektir.
Bu kadarla kalmayacak, bölünmüş yol kenarında faaliyet gösteren yüzlerce esnafa ait işletme atıl hale gelecek, çok kişi işini kaybedecektir.
Aydın tarım kentidir, 2020 yılında kentte 1.119. 084 kişi yaşamaktadır. Nüfusun çoğunluğu tarımla uğraşmakta ya da geçimini tarımdan sağlamaktadır.
Gıdaya, oksijene ve temiz suya ihtiyaç duyulduğu olağanüstü bir dönemde gereğinden fazla Jeotermal elektrik santralı kurulmasına izin verenleri, getirisi götürüsü iyice hesaplanmadan ve gerekli ÇED raporu alınmadan otoyol yapılmasında ısrar ederek Aydının verimli tarım topraklarını ve milyon yılda oluşmuş ekosisteminin yok edilmesine izin verenleri, buna seyirci kalanları doğa ve tarih affetmeyecektir.
KAYNAK:
1-Herodotos, Tarih. Müntekim Ökmen çevirisi s. 79
2-https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/buyuk-menderes-ovasina-saplanan-hancer-aydin-denizli-otoyolu-serdar-karsu-1818001
3-Adı geçen yazı