Geçmi̇şten Ders Alinmadiği Kesi̇n…

Ocak 24, 2022

Büyük Menderes Nehrini ve Menderes Havzasının, insanlık için önemini, antik kentlerini, mitolojisini, tarihini, yetiştirdiği ürünleri yazıp anlatmaktan dilimde tüy bitti ama anlayan, aldıran oldu mu? Bilmiyorum. Bırakın yazdıklarımı iklim krizinin getirdiği olumsuzluklar, can ve mal kayıpları bile doğanın ve havzanın değerini anlamalarına yetmedi…

Hava, su kirlendi, topraklar zehirlendi ve çoraklaştı, nehirler, göller, barajlar kirlendi, suları kurudu, Germencik ilçesindeki arazilerde yarıklar oluştu. Susuzluktan tarlalar yeterince sulanamadı, ürünlerde verim düştü, açlık tehlikesi kapıya dayandı.

Kapıya dayanan açlık tehlikesini, iklim krizini, havzanın önemini, meyve ve sebzelerini, antik kentlerini, yerüstü değerlerinin yeraltı değerlerinden üstün olduğunu herkes duyana, anlayana kadar bıkmadan usanmadan yazmaya devam edeceğim…

Yerli, yenilenebilir enerji kaynaklarına ve madenlere sahip Büyük Menderes Havzasının birinci sınıf tarım toprakları, zeytin, kestane, incir bahçeleri ve üzüm bağları jeotermal elektrik santralları kurularak amaç dışı kullanılmaya başlandı. Kaynakların doğaya aykırı kullanılması nedeniyle su ve toprak kirletildi, kirletilmeye devam ediyor. Dağlar, maden aramak için delik deşik edildi, ormanlar, zeytin ve incir ağaçları kesilerek yok ediliyor…

Ders alınmadığı için, havzanın birinci sınıf tarım topraklarında ve dağlarında yeniden maden aranması, RES ve JES yapılması için izinler veriliyor, ÇED süreçleri başlatılıyor. Hatta ÇED süreci olmaksızın maden aranması için çalışmalar başlatılıyor, sondaj yapılmak isteniyor. Bilim insanlarının kümülatif etki değerlendirmesi raporları yok sayılıyor…

Geçen haftalardaki yazımda Havzanın antik dönemden beri önemini ve cazibe merkezi olduğunu, yaptığım alıntılarla anlattım. (1) Yerli ve yabancı yazarlar, bölge ile ilgili yazdıkları kitaplarında bölgenin güzelliklerini öve öve bitiremezler…

İzmir’den Denizli’ye giderken Aydın’dan geçen bir yolcu, havaya savrulan dumanların ne olduğunu anlamayabilir. Ovayı boydan boya kaplayan boru ormanına bir anlam vermeyebilir. Ama Aydın’da yaşayanlar kokusunu, dumanı tanır, boruların jeotermal santrallara akışkan taşıdığını bilir…

Muğla’ya gitmek için Çine’den geçenler dağlardaki ormanlık alanın neden açıldığını bilmez ama Çine’liler dağlardaki ormanların Feldspat ve Kuvars madeni aramak ve çıkarmak için açıldığını, doğaya ve insana zarar verdiğini bilir…

Yerli ve yabancı yazarların eserlerinde betimledikleri öve öve bitiremedikleri Aydın’dan ve o eski doğal güzelliklerden artık eser kalmadı. Dağları delik deşik edildi, ovası boru ormanına dönüştü, havası çürük yumurta kokmaya başladı. Suları kirlendi Türkiye’nin gözde memba sularının kirlenme ve yok olma tehlikesi belirdi…

Havzanın tarımsal geliri, sağladığı istihdam, ihracat getirisi ve benzeri özelliklerinin geçmişten günümüze devam ettiği, Dünya ve insanlık var oldukça devam etmesi gerçeği unutuldu ya da görmezden gelindi…

Doğasını, binlerce yılda oluşmuş birinci sınıf tarım topraklarını ve tarımsal üretimini yok edecek uygulamalara kolayca izin verildi ve yeni sahalar için izin verilmeye devam ediyor. Uygulamalar ile doğaya, bölgede yaşayan insana, canlılara, ormana, incire, kestaneye ve zeytine yazık ediliyor..

Yapmayın, etmeyin! Cennet içinde cennet olan binlerce yılda oluşmuş, binlerce yıldır insanı ve canlıları besleyen doğal değerlerin, altın için, maden için, RES, JES ve HES için yok edilmesine izin vermeyin! Doğa kendini yeniler elbette ama yenilediği zaman insan denen bir canlı artık Dünyada olmaz…

KAYNAK:

1-https://www.aydinparagraf.com/insanligin-gelecegi-tarimdadir-makale,296.html

 

Yorumla

Your email address will not be published.