Geçmi̇şten Günümüze Jeotermal Akişkan

Aralık 28, 2020

Geçen hafta Anadolu’nun önemini anlatan bir yazı yazmıştım. Bu haftaki yazımda ise Anadolu’nun kültür geçmişini irdelemiştim.

Dr. Metin Aydın’ın, “Çevre Bakanlığı Raporu; JES’ler Kapatılmalıdır.” Başlığını taşıyan yazısını okuyunca yetkililerin, jeotermal gerçeğini geç te olsa göreceklerini düşündüm ama yanılmışım. Onlar her şeye rağmen yeni santral açma peşindeler.

Dr. Metin Aydın’ın şahsında suyunu, havasını, toprağını korumak için mücadele veren; doğa dostlarını, çevrecileri, yurtseverleri kutluyorum, iyi ki varlar…

Dr. Metin Aydın, son yayınlanan raporu da irdeleyerek konuyu bilimsel açıdan güzel anlatmış ve değerlendirmiş:

“Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ortaklığında Büyük Menderes ve Gediz Havzalarında yapılan araştırmalar sonucu; JES’ler her iki havza için sürdürülebilir, yenilenebilir, temiz ve çevre dostu enerji üretim kaynakları değildir. Mevcut uygulamalara ve uygulama sonuçlarına göre JES’lerin kapatılması gerekir.” (1) Değerlendirmesi, doğaseverlerin ve çevrecilerin mücadelesinin haklı olduğunu göstermiştir…

Jeotermal enerjinin doğaya zararlı olduğunun bilimsel olarak saptanması yenidir. Oysa Anadolu halkı tarafından zararlı olduğu öteden beri bilinmektedir.

Halk olarak her şeyi çabuk unuttuğumuz için, araştırmıyor, geçmişi öğrenmeye çaba da sarf etmiyoruz.

Bu yazımda; araştırdığım, okuyup öğrendiğim, jeotermal akışkanın zararlarının önceden beri bilindiğine dair birkaç örnek sunacağım…

Jeotermal akışkanın zararları antik dönemde biliniyordu. Akışkandan yayılan zehirli gazın çıktığı Hierapolis’teki mağara yeraltı dünyasına giriş kapısı kabul ediliyor ve Kybele rahiplerince insanları etkilemek için kullanılıyordu… (2)

Kızıldere bölgesinde kendiliğinden çıkan buharın yoğuşmasıyla oluşan akışkanın ve kaplıca suyunun bitkilere ve hayvanlara yaramadığını yöre halkı çok önceden biliyordu…

1835-1852 yılları arasında Anadolu’yu karış karış gezen ve gezi notlarını, Küçük Asya ismini verdiği kitapta toplayan William John Hamilton, Sarayköy’den sonra ziyaret ettiği Tripolis yolunda gördüğü bir hamamdan ve kaplıcanın sularından bahseder:

“Tarımsal faaliyette bulunan köylüler, kaplıca suyunun kalitesini onaylamıyorlar. Kaplıca suyunun tarlalarına akmasını istemiyorlar. Kaplıca suyunu tarlaları üzerine yaptıkları tahta kanaldan doğrudan Menderes’e akmasını sağlıyorlar.” (3)

Jeotermal suyun, tarlalarının ürün vermesini önlediğini o zamanki çiftçiler biliyordu.

Aydın’da jeotermal elektrik santrallarının yoğun olduğu bölgelerden biri Kızıldere ve Buharkent yöresidir.

Kızıldere’de ilk jeotermal elektrik santralını kuran ekipte görev alan, sonra Buharkent Belediye başkanlığı yapmış, Rahmetli Kadri Ölçenoğlu jeotermali şöyle değerlendirmiş:

“Buharkent ismini aldık, ama buhardan, cisminden yararlanamadığımız gibi zarar gördük. Yüksek düzeye Bor ihtiva eden jeotermal suların kaynağa enjekte edilmeyip Büyük Menderes Nehrine verilmesi, içilebilir su kaynaklarında ve toprakta kalıcı kirlilik oluşturdu. Kirlilikten bütün havza etkilendi.” (4)

Buharı elektrik enerjisine dönüştüren rahmetli Ölçenoğlu’nun sözleri yeterli gelmediyse daha aşağılara Nazilli’ye inelim. Nazilli’nin doğa savaşçılarından Rahmetli Ülkü Erdoğan’ın feryadına kulak verelim:

“Büyük Menderes suyundan sulanan tarım alanlarında; Bor, Sodyum ve tuzluluk sorunu meydana gelmektedir. Büyük Menderes Nehrinden alınan örnek suda kansorejen bir madde olan Kadmiyum bulunmuştur. Bor ve Kadmiyum içeren suların Büyük Menderes Nehrine karışmasını önlemek yurtseverlik, her şeyden önce insanlık görevidir.” (5)

Jeotermal akışkanın ne olduğunu anlatan yöre insanlarının feryadını duyurdum. Feryadı duymazdan gelip jeotermal akışkan hala temiz enerjidir, çevreye zarar vermiyor diyecek biri var mı? Merak ediyorum.

KAYNAK:

1-Metin Aydın, köşe yazısı, Ses Gazetesi 22.12.2020 tarihli sayısı.

2-Nizami Çubuk,  Hierapolis Tiyatro Kabartmaları. S.6

3-William John Hamilton, Küçük Asya S. 396

4-Yaşayan Nehirler, Büyük Menderes Havzası Atlası. S. 51

    https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/atlas_web_download.pdf?1661

5- Ülkü Erdoğan, Türkiye’m Çöl olmasın. Makale Tarım ve Mühendislik Dergisi Sayfa 76-77 ttps://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/5d7f5bba709f5cb_ek.pdf?dergi=139%3

Yorumla

Your email address will not be published.