On Aralık, “Dünya İnsan Hakları” günü olarak kutlanır. İnsan hakları, zorlu bir süreç sonunda 1948 yılında BM tarafından, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” yayınlanarak garanti altına alınmıştır…
Ulusların, kabul edip anayasa ve yasalarına aldıkları insan hakları; yaşam hakkı, özgürlük, kanun önünde eşitlik, mülkiyet hakkı, tabii hâkim güvencesi, adil yargılama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, seçme-seçilme hakkı, ifade özgürlüğü… Ve diğerleridir.
Tanınan hakların güvencesi, yasa ve hukuktur. Tarihi süreçte kabul edilen ilkeler, devlet veya gücü elinde bulunduranların; keyfi idaresini ve hakların ortadan kaldırılmasını önledi, hukukun üstünlüğünü sağladı…
Anayasa, devlet kurumlarını, bireyleri bağlayıcıdır ve sık değiştirilmez. İhtiyaç halinde halkın oyuyla olur. “Anayasa, yöneticilerin kamu yararına aykırı iş yapmasını, engelleyecek araçlara sahiptir.” (1)
İlk kez ABD Anayasasında yer alan erkler ayrılığı, “sınırlı bir yönetim demektir.” (2). Erklerin görevi anayasa ve yasalarda açık olarak belirlenir. Devlet yöneticilerinin hukuk dışı ve keyfi hareket etmelerini, yasaları çiğnemesini önler…
Devletin ve bireylerin güvencesi olan erkler; “yasama, yürütme, yargıdır.” Yargı erkinin görevi, suç işleyenleri yasalara göre yargılamak. Talep halinde veya resen diğer erklerin, hukuka uyup uymadığını kontrol etmek, gerekirse müdahale etmektir…
Yargı erki, sav, savunma ve karar üçlüsünden oluşur. Savcılık, yasaları ihlal eden, suç işleyenler hakkında kamu davası açmak, iddiada bulunmakla görevlidir. Karar mercii, bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Açılan davaları karara bağlar. Bağımsız Mahkemelerin verdiği kararı yürütme organı zaman geçirmeden ve değiştirmeden yerine getirmek, uygulamak zorundadır.
Savunma görevini avukatlar yerine getirir. “Avukat, yargının kurucu unsurlarından bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” (3) Avukatlar haklarını kullanırken, Anayasa ve 1136 sayılı “Avukatlık” kanuna ve uluslararası hukuka uygun davranır…
Avukatların çatı kuruluşu Barolar Anayasanın 135. Maddesinde yer alan ilkelere göre kurulur. Baro, sivil toplum örgütü değil, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütüdür ve anayasal kuruluştur.
Avukatlık yasasının 76. maddesi Barolara,“… Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunma ve koruma, (…) görevini vermiştir. Yasanın 95. maddesi 21. fıkrası, Baro Yönetim kuruluna, “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak ”la görevi vermiştir. Bu görev, BM tarafından kabul edilen ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından onaylanan İnsan haklarını korumayı da içine alır…
Anayasada bireylere tanınan hak ve özgülüklerin ihlali halinde yargıya taşımak, baroların asli görevleri arasındadır. Barolar ve avukatlar, gördükleri her hukuksuzluğun ve hak ihlalinin takipçisi oldu. Olmaya devam edecektir.
Ülkenin dört bir yanında meydana gelen insan hakları ihlalinden, çocuk istismarına, kadın cinayetlerinden, çevre katliamlarına kadar birçok olayda barolar ve avukatlar mağdurların yanında yer aldı, haklarını savundu, savunmaya devam edecektir…
Ülkemizde mevcut baroların başkan, yönetici ve avukatları ayrı dünya görüşüne ve siyasal partilere mensuptur. Onlar avukat cüppesini giydikleri an siyasal görüşlerini bir tarafa bırakır ve hukukun üstünlüğünü savunur. Mesleğe başlarken yaptıkları yemine sadıktır. Onlar için önce “hukuk, ahlak, insan hakları ve meslek onuru” gelir.
Barolar ve avukatlar, yapılan tüm engelleme ve hukuksuzluğa rağmen, ettikleri meslek yemine sadık kalarak, “hukuku, insan haklarını ve mesleğin onurunu koruyacaktır.”
KAYNAK:
1-Mehmet Emin Akgül http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2010-4/2010-4-akgul.pdf
2-Friedrich A. Hayek, Hukuk, Yasama ve Özgürlük. S.6
3-1136 sayılı yasanın 1. Maddesinin 4667/1 sayılı yasayla değiştirilmiş hali.