Kadi̇m Anadolu’da Bi̇r Kanun Devleti̇-Hi̇ti̇tler

Eylül 6, 2021

Çağımız devletleri, hukukun üstünlüğünü kabul ederek toplum yaşamını uyulması zorunlu ve yaptırımı olan evrensel kurallara bağlamıştır. Hak ve ödevler önceden belirlenmiş, aykırı hareket edenlerin göreceği yaptırımlar yasalarla saptanmıştır…

Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi hukuk devletlerinde uygulanan, vazgeçilmez bir kural haline getirilmiş, toplumda yaşayan vatandaşların ve devleti idare edenlerin hakları garanti altına alınmış ve korunmuştur…  

Tarihi süreçte devleti idare edenlerin hukukun üstünlüğünü kabul etmesi öyle kolay olmamıştır. “Yasamanın, kanun koyma faaliyetlerinin baruttan ve ateşten daha öncelere uzanan bir icat olduğu kabul edilir. Dolayısıyla kanun, yasamadan eskidir. Roma hukukçusu Digests, doğru olan şey kuraldan türemez, fakat kural neyin doğru olduğuna dair bilgimizden doğar.” Sözleriyle konuya açıklık getirmiştir. (1)

Batı ulusları demokrasinin ilk önce Yunanlılar tarafından uygulandığını, uygarlığı onların yarattığını kabul ettirmeye çalışırlar. Onlara göre demokratik bir yönetim tarzını ve devlet yönetiminde kanunların eşit uygulanması gerektiği düşüncesini ileri süren ilk filozof, Platon’dur.

Oysa tarihi gerçekler bunun tam tersidir. Platon, Devlet adlı eserini kaleme almazdan çok önce Mezopotamya’da yaşamış Sümerler yasalarını “ hafif,  insancıl ve maddi nitelik “(2) taşır şekilde yazılı hale getirmişlerdi.

Anadolu’da kurulmuş ilk devletler, toplumlarını yasama meclislerinde kabul edilen yazılı kanunlara göre idare ediyorlardı. Hititler, kanun yapmak ve diğer görevleri yerine getirmek için Panku denen bir meclis kurulmuştu…

Soylulardan oluşan, kralın yetkilerini dahi sorgulayabilen, yasa yapmakla görevli olan Meclis büyük yetkilere sahipti. “O dönemde bir meclis kurulmasını ve toplanmasını günümüz araştırmacıları demokrasi olarak değerlendirmişlerdir. Meclisi toplayan Telepinu’nun fermanı, tarihteki ilk yazılı ferman olma özelliğini taşır.” (3) “Fermana göre, Kralın soylulardan hiç birini öldürmeyeceği, tahta kimin geçeceği tartışmalarında Panku Meclisinin tam yetkili olduğu” hükme bağlanmıştır. (4)

Günümüzden 4000 yıl önce Anadolu topraklarında imparatorluk kurmuş, kadim bir ulus olan Hititler, tam anlamıyla kanun devleti idi. Belki bazılarınız buna inanmayacak, öyle şey olur mu? Eski bir uygarlık nasıl olur da bu gün anladığımız anlamda kanun devleti olur? Diyecek, anlatayım:

Hitit yasaları bu gün modern dünyada uygulanan yasalara benzer, boşluk bırakmayacak şekilde her alanı dolduran insan ve toplum yaşamını düzenleyici kurallar getirmiştir. Hitit kanunlarının en belirgin özelliği eşit ve yansız uygulanmasıdır. “Suçluya verilecek ceza, soylu, avam, kadın veya erkek oluşuna göre değil, esir ya da özgür oluşuna göre belirlenirdi.” (5) Çükü Hititler köleyi yarım insan sayar, onlara verilecek cezalar yarı oranında indirilirdi.

Size  “Hitit krallık kavramının, doğu ülkelerinde çok yaygın olan, Tanrı’ya benzerlik ya da O’nun yeryüzündeki gölgesi (temsilcisi) olma iddiasından uzak.” (6) Olduğunu söylesem şaşırmazsınız umarım. Gerçekten krallar kendilerini tanrının gölgesi veya temsilcisi değil hizmetkârı sayarlardı. “Öldüklerinde Güneş tanrısı olacaklarına inanırlardı”. (7)

Kral, aynı zamanda baş yargıçtı, “yargıçların çözemediği büyük davlara o bakardı,”   (8) yasa önünde bir tek o sorumsuzdu. Onun dışında maiyeti ve prensler işledikleri suçlardan şahsen sorumluydular. Bu kuralın en güzel örneğini Telepinu fermanında görürüz: “Prens suç (cinayet) işlerse kendi başı ile öder. Evine ve oğluna dokunulmazdı.” (9) Bu kural,  bu günkü hukukun temel prensiplerinden suç ve cezaların şahsiliğinin o yıllarda uygulandığını gösterir. Sadece bu kadar değil, “tasarlayarak ya da kazara suç işlenmesi ayrımını yapan” ilk ulus Hititler olmuştur. (10)

Hitit yasaları dikkatli incelendiğinde hukukun olmazsa olmaz kurallarından, cezaların şahsiliği, eşitliği, tarafsızlığı, tabii hâkim güvencesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin 4000 yıl öncesinde ödün verilmeden uygulanmış olduğunu görürüz.

Ne zaman ki devleti yönetenler sefahata daldı, soylular ile halk arasında ayrım yapmaya başladı, yasaları eşit uygulamadı, adaleti sağlamaz oldu Hitit devleti yıkıldı ve tarih sahnesinden silindi. Hititlerden sonra kurulan Anadolu devletleri; Frigya, Lidya, Roma ve Bizans adil olduğu, halkına eşit davrandığı, yasaları yansız uyguladığı ve zulüm yapmadıkları süre ayakta kaldılar…

Tarihe mal olmuş devletlerin, sona erme nedenleri olarak, devleti idare edenlerin lüks içinde halktan kopuk yaşamalarını, bireyler arasında ayrım yapmalarını, yürürlükteki yasaları eşit ve tarafsız uygulamadıklarını görürüz. Çağının devletlerinin yıkılma nedenini Nizamü’l Mülk, Siyasetname adlı eserinde: “Saltanat, küfür ile belki amma zulm ve gaddarlıkla payidar kalmaz.” Sözleriyle açıklamıştır. (11) Kanunların eşit, yansız ve adil uygulandığı,  adaletin ve toplumsal refahın tam olarak sağlandığı süre devletler varlıklarını sürdürürler.

KAYNAK:

1-Friedrich A. Hayek, Hukuk, Yasama ve Özgürlük S. 95

2- Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S. 257

3-Ali Narçın, A’dan Z’ye Hitit. S.448

4-Yüksel Güngör, İlkçağ Anadolu Medeniyetleri. S. 128

5-A.. Muhibbe Darga,  Anadolu’da kadın. S. 187

6-C. W. Ceram, Tanrıların Vatanı Anadolu. S.97

7- Yüksel Güngör, İlkçağ Anadolu Medeniyetleri. S. 95

8-Editör İlker Koç, Hititler. S. 110

9-Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S. 256- Muazzez İlmiye Çığ, Hititler ve Hattuşa S. 152

10- Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S. 257

11- Nizamü’l Mülk, Siyasetname. S. 15

Yorumla

Your email address will not be published.