Ki̇mi̇n Kiyameti̇?

Ocak 27, 2020

Anadolu’nun önemli mizah ustalarından Nasrettin Hoca, kıyamet ne zaman kopacak? sorusuna, “Hangi kıyamet?” sorusuyla karşılık vermiş ve arkasından, “ ben ölürsem büyük kıyamet, karım ölürse küçük kıyamet kopar” diye yanıtlamıştır. Bu yanıt bize herkesin kendine göre bir kıyamet algısı olduğunu anlatır…

Tarih boyunca dünyanın sonu ile ilgili yüzlerce kehanette bulunulmuş, mitler üretilmiştir. En son kehanet, hepinizin bildiği gibi Maya takvimine dayanılarak kıyametin 2000 yılında kopacağı iddiasıdır. Ama bildiğiniz gibi kopmamıştır.

Kıyametin kopacağı ile ilgili en büyük kargaşa birinci milenyumda Avrupa’da yaşanmıştır. Kıyametin kopacağından emin olan Hristiyan halk günahlarının bağışlanması için her şeyini fakir halka dağıtmış o gece hayat durmuş, ama kıyamet yine kopmamıştır.

Kıyametle dünyanın sonunun geleceği ile ilgili düşünceler, araştırmalar ve kehanetler, insanların hep ilgisini çekmiştir. Çekmeye de devam edecektir…

Kıyamet konusunda binlerce kitap yazılmış, yüzlerce kehanet üretilmiştir. Kâhinlerden Nostradamus, dünyanın sonunun 1999 yılında geleceğini ileri sürmüş, 1999 yılı geçmiş, kıyamet yine kopmamıştır…

Kıyametin 2000 yılında kopacağı, Armagh Başpiskoposu St. Malachy ile Budist rahiplerce de ileri sürülmüş ama kıyamet yine kopmamıştır.

Kıyametin kopması ile ilgili olarak İslam dünyasında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bazı İslam yazarları Kıyametin, “Deccal ve Dabbetu’l-arz’ın ortaya çıkmasıyla kopacağını, zamanının da Hicretten üç yüz ya da sekiz yüz yıl sonra olacağını ileri sürmüşlerdir.” (1) Ama kıyamet yine kopmamıştır.

Şeyh Bedreddin, kıyametin ne zaman kopacağını kimsenin bilemeyeceğini,  “Peygamber çağından 800 yıl geçti, bilgisiz topluluğun kuruntu ettiği ve kitaplarda kıyamet alameti olarak yazılanlarıda hiç birinin ortaya çıkmadığını ve daha binlerce yıl kıyametin kopmayacağını,”  (2) Varidat adlı eserinde anlatmıştır.

Kehanet sahipleri genel olarak Dünyanın sonunun depremler, yanardağ patlamaları, manyetik alanın yer değiştirmesi, tufan, göktaşı düşmesi, küresel yangınlar, aşırı nüfus artışı sonucunda oluşacak kıtlık, su kaynaklarının tükenmesi, Atmosferdeki oksijenin tükenmesi gibi doğal nedenlerden olacağını ileri sürerler…

Kâhinler bunca doğal sebep saymış olmalarına karşın, bilim insanları sayılan doğal nedenlerden dünyanın yok olma olasılığının çok düşük olduğunu söylemektedirler.

Kıyamet senaryoları yazarları, insanın doğaya ve dünyaya verdiği zararı görmezden gelmişlerdir. Bunda dünyanın ve canlı yaşamın daha önce 5 kez yok olma sınırına gelmesinde insanın rolünün olmamasını göz önüne almışlardır. Dünya altıncı kez yok olma sınırına hızla yol almaktadır. Bu kez baş aktör doğal nedenler değil insandır ve o insanın doymak bilmeyen iştahının verdiği hırstır…

Doğa, kendi kurallarını uygulayıp oluşturduğu ekosistemleri savunacaktır. Savunma silahı bazen dolu, bazen aşırı yağışlar sonucu oluşacak sel, bazen yanardağ patlaması bazen ve en önemlisi yaratacağı depremlerdir…

Geliştirdiğimiz uygarlık, petrol ve petrol türevlerinin ağırlıklı olduğu bir teknolojidir ve doğayla dost olmadığı için; hava, su ve toprak kirliliği yaratmaktadır. Buna bir de depreme dayanıklı olması gereken binalarımızı çürük yaptığımızı eklersek doğa karşısında aciz duruma düşeceğimiz kaçınılmazdır. 

Dünya yok olma sınırından her dönüşünde geçirdiği evrimle yeni ekosistemler ve canlılar yaratmıştır. Evrimleşen canlıların ve bitkilerin dünya yaşamının devamında kendi çaplarında hayati görevleri vardır.

Her insanın kıyameti, yaşadığı ortamda maruz kaldığı doğal afetlerdir. Doğayla dost yaşayarak buna hazırlıklı olmalıyız. Buna rağmen Dünya yok olur mu? Bilemem ama doğayı böyle hoyrat kullanmaya, kirletmeye devam edersek başta kendi soyumuz olmak üzere canlı yaşamının yok olacağından kuşkunuz olmasın. İşte o zaman insan için kıyamet kopmuş olacaktır.

KAYNAK:

1- İsmet Zeki Eyüboğlu, Şeyh Bedreddin ve Varidat. S.321

2-Age. S. 321

Yorumla

Your email address will not be published.