Köy Ve Köylü Neden Yok Edi̇li̇yor?

Ekim 16, 2019

Kapitalist sistem, dünyaya hâkim olmak ve onu tek elden yönetmek amacındadır. Bunun için planlar yaptığı ve uygulamaya koyduğu herkes tarafından bilinmektedir…

Kapitalizmin planı, ulusları kültürlerinden koparmak, istediği yönde dönüştürmektir. Bunun için hedef aldığı ülke borç tuzağına düşürülerek, açlık korkusu yaratılır, açlık korkusuna kapılan ülke ya tarımını bitirecek ya da dayatılan tarım modeline göre tarım yapacaktır…

Kapitalizm, Türkiye’yi dönüştürme amacını Truman doktrini ve Marshall planı ile uygulamaya koymuştur. Önce makinalı tarıma geçilmiş, makinayı veren kapitalizm makinanın hangi tarım için kullanılacağını da belirlemiştir. Onun isteği dışında bu makinaların kullanılma olanağı yoktur…

İkinci aşamada ürün yelpazesine karışılmış, onun istediği ürünler dışında tarım ürünü yetiştirme yasaklanmıştır. Bu yasaklama öncelikle tütün, haşhaş son yıllarda şeker pancarı ve benzeri ürünler için konulmuştur…

Üçüncü aşamada “köylü ve çiftçinin GDO’lu ve Hibrit tohum, suni gübre ve kimyasallar kullanılmaya zorlanması” (1) bu yolla topraklar çoraklaştırılıp köylünün kente göçmeye razı edilmesi geliyor…

Üçüncü dünya ülkelerinde başarıya ulaşan bu plan Anadolu’da başarıya ulaşamadı. Köylü, kente göçse de köyü ile olan bağlarını koparmadı. Bir ayağıyla köye daima bağımlı kaldı. Kent yaşamında da köyün nimetlerinde yararlanmaya devam etti…

“Geleneksel tarımı güçlü bir ülkenin insanlarının, önemli bir bölümü kırsalda ve köylerde yaşıyor, ürettiği tarım ürünleri kendi kendine yetiyorsa o ülke sosyo politik açıdan bağımsız bir ülkedir.” (2)

Köylü, evinin bahçesini “harım” haline getirir, sebze ve üretir kendi ihtiyacını karşıladığı gibi kente göç etmiş çocuklarının ihtiyacını karşılar, kışlık erzakını yazdan hazırlar…

Bahçesinde incir, üzüm, ayva, nar, vişne, kiraz, armut ve bunun gibi birçok meyve yetiştirir. Bunların bir kısmını kurutmalık olarak kalanını sirke ve pekmez yapar. Onun açlık korkusu yoktur, güvendiği başı sıkıştığında geri döneceği köyü, tarlası, bahçesi vardır…

Bir çiftçinin, kendisiyle birlikte kentte yaşayan 4 kişiyi daha beslediği varsayılmıştır.(3) Bu durum kapitalistlerin planlarını bozmaktadır.

Çare olarak AB ye uyum yasaları adı altında köyün tüzel kişiliğini kaldırtması, köylünün imece usulü edindiği taşınır ve taşınmaz mallara el konulması, köyü terk ettirmeye yetmedi…

B planı işe yaramayan kapitalistler birşeyler yapılmalıydı. Köylüyü köyünde yaşamaktan bezdirip kentlere göç etmesini sağlamalıydı…

Önceden uyguladığı planların başka bir versiyonu akıllarına geldi. Nasıl ki, Türkiye sanayisini tarım ülkesi olacaksınız diye bitirdiler. Tarımı da Avrupa’nın elektrik enerjisini siz sağlayacaksınız, jeotermal enerjiyi, madenlerinizi, yeraltı zenginliklerinizi değerlendirin dediler. Oysa kendileri bu tür tesisleri çevre kirliliği yarattığı için kendi ülkelerinde yasakladılar…

Plan tekrar işleme konuldu. Köylünün toprakları verim vermez hale getirilmeli. Yeraltı suları, gölleri, nehirleri kirletilmeli tarımda kullanılamaz hale gelmeliydi…

Önce hayvancılığın yok edilmesine karar verildi. Meralar, otlaklar, yaylaklar yok edilmeye başlandı. Ülke et ihracatçısı iken bir anda et ithalatçısı durumuna düştü.

Kuş gribi masalıyla köylünün elindeki kanatlı hayvanlar yok edildi. Köylü yumurta ve tavuk ihtiyacını büyük çiftliklerin ürettiği hormonlu tavuklardan karşılamak zorunda bırakıldı…

Bu uygulamalar da köylüyü yıldırıp kentlere taşınmasını sağlayamadı. Son çare toprağın zehirlenerek yok edilmesi, ekip biçemeyen köylünün zorunlu olarak kente göçünün sağlanması operasyonu kaldı…

Bunu sağlamanın yolu maden ocaklarının ve jeotermal akışkandan elektrik elde edilen santralların çoğaltılmasıydı şimdi bu yapılıyor. Anayasaya aykırı kanunlar çıkarılıp, köylü hakkını arayamaz duruma getirilip köyünden koparılmak isteniyor.

Bu oyunu görelim artık!

KAYNAK:

1-Erhan Ünal, Toprak Biterken. S. 103

2-age S.97-98

3-age. S.98

Yorumla

Your email address will not be published.