Köy Ve Köylü Yok Olmasin!

Şubat 28, 2022

Bilim insanlarına göre iklim krizi önlenemediği takdirde altıncı yok oluş kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir. Altıncı yok oluşu önlemenin yolu fosil yakıtlardan kurtulmak, ormanları geliştirip çoğaltmak, su kaynaklarını, nehirleri, dereleri, denizleri, havayı kirletmemek, tarım topraklarını koruyup, üreticiye, köy ve köylüye önem vermekle olur. Son yıllarda yaşanan doğa olayları insanın yaşamını sürdürmesi için temiz hava, temiz su, temiz toprak ve sağlıklı besin maddelerine gereksinim duyacağını göstermektedir… 

Türkiye’de sebze, tahıl ve meyve üretimi yapanlar kırsalda yaşayan köylülerdir. Kırsalda yaşayanların oranı her yıl azalmaktadır.  1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında;13.648.270 olan toplam nüfusun %75.8 ine tekabül eden 10.342.391 kişisi kırsalda yaşayan köylüler oluşturuyordu. (1) 1975 yılında  bu oran % 58.2 (2) olmuştur.

Tarım ülkesi olan ve geçmiş yıllarda ürettiği tarım ürünleri ile kendi kendine yeten ilk yedi ülke arasında yer alan Türkiye, köyü ve köylüyü koruyabilmiş midir? Koruduysa ne kadar korumuştur? 2020 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre Türkiye’nin nüfusu 83 milyon 614 bin 362 kişi oldu. Nüfusun %93 kentlerde ve kasabalarda yaşıyor. Belde ve köylerde yaşayanların oranı %7’ye düştü.(3) Köyler boşalmış, ülke tarım ithalatçısı olmuştur…

Anadolu insanın geçim kaynağı tarımdır. 20. Yüzyıla kadar köylü bir toplum olarak yaşamıştır. Türk köylüsü, Cumhuriyet kurulmadan önce “Osmanlı padişahının gözünde üretim aracı ve asker kaynağı olarak görülmüş.” (4) Asırlar boyunca cahil bırakılmış, eğitilmemiş, insan olmaktan kaynaklanan hakları verilmemiştir. Anadolu köylüsünün kötü talihi Cumhuriyetin kurulmasıyla değişmiş, reaya olmaktan kurtulup yurttaş olmuş, hakları tanınmış, “Milletin Efendisi” kabul edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında “Milletin efendisi” kabul edilen köylü okur-yazar değildir, okuma yazma öğretecek okuldan ve öğretmenden yoksundur. Cumhuriyetin kurulduğu yıl, okuma-yazma oranı % 6 oranındadır. Tarımsal üretime ve köylü çocuklarının eğitimine önem veren Cumhuriyet  “1935 yılında okur-yazar oranını %18.7 çıkarabilmiştir.” (5)

Mustafa Kemal Atatürk tarıma ve köylüye verdiği önemi anlatmak için örnek çiftlikler kurmuş, “çiftlikten elde edilen ürünleri çevreye dağıtmış, komşu çiftliklerle birleşerek kooperatifler kurulmasını teşvik etmiştir.” (6) Türkiye cumhuriyeti bu teşvikler sayesinde tarımda kendi kendine yeten ülkeler arasında yerini almıştır…

Cumhuriyet idaresi çok istemesine rağmen, engellemeler ve elinde olmayan nedenlerle toprak reformunu gerçekleştirememiştir. Hızlı nüfus artışı, arazilerin miras yoluyla parçalanması,  topraksız köylü nüfusunu artırmıştır. Sanayileşme hamlesi sonucu kurulan fabrikalarda ihtiyaç duyulan iş gücü nedeniyle köyden kente göç başlamış, göç 1950 yılından sonra hız kazanmıştır…

Yukarıda anlattığım nedenlerin yanında köyden kente göçün asıl nedeni, Kapitalist ülkelerin “Yeni Yaşam Modelinin (ABD tipi yaşam) toplumlara benimsetmesidir”(7) Bu sayede köyler boşalacak, tarımsal üretim düşecek, araziler atıl kalacaktır. Atıl kalan araziler çok uluslu şirketlerin eline geçecektir. Ülke İthalatçı duruma düşürülecek istenen fiyattan tarım ürünü satabilecektir.(8)

Köylerin boşaltılmasının, köylülerin kente göçmesinde Kapitalizmin gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeleri sömürmesine olanak sağlayan politikaları yatmaktadır. Kent yaşamı özendirilerek köylünün kente göçü teşvik edilmekte köylerin boşalmasını sağlamaktır…

Teşvik bazen tehdide dönüşebilmektedir.” Köylüler, nesiller boyu doğanın kaprislerine, ağır işin bedensel zorluklarına alışmış dirençli kişilerdir. Kapitalistler, dirençlerini kırarak kente göçü özendirici önlem almaktadırlar.”(10)

Kente göçenler, geleneksel aile yapıları nedeniyle ne kentli olabilmiş, ne de köylü kalabilmiştir. Köyleriyle ilgilerini hiç kesmemiş, ihtiyaç duydukları besin ürünlerinin birçoğunu köyünden karşılamaya devam ederek kentte ayakta kalmayı başarmıştır. Zaman ilerledikçe köyler boşalmaya devam etmiş, köyde yakını kalmayanlar besin tedariklerini satın alarak karşılamak zorunda kalmış, geçinmekte, karnını doyurmakta zorlanmaya başlamışlardır…

Tarım alanlarının tarım dışı amaçlarla kullanılmaması, imara ve ranta açılmasının önlenmesi, tarım ürünlerine ve çiftçiye destek sağlanması, köy ve köylünün korunması ülkenin geleceği açısından önemlidir. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım…

KAYNAK:

1-Murat Yılmaz, Türkiye’de Kırsal Nüfusun Değişimi ve İllere Göre Dağılımı (1980-2012)     https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/27061

2-Emre Kongar, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı. S.383

3-https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Dayali-Nufus-Kayit-Sistemi-Sonuclari-    2020-37210

4-Erdoğan Aydın, Osmanlı Gerçeği “Nizam-ı Âlem” in Gayrı Resmi Tarihi S. 276.

5-Emre Kongar, İmparatorluktan Günümüze- Türkiye’nin Toplumsal Yapısı 3. Bası S.     374

6-Doğan Avcıoğlu, Türkiye’nin Düzeni. Dün-Bugün-Yarın. 1. Cilt S. 371

7-Erhan Ünal, Toprak Biterken. S.56

8-Age. S 100

10-Age. S 105

Yorumla

Your email address will not be published.