“Denizli’nin Çal İlçesinde, göç eden iki leylek tüfekle vurularak katledildi. Jandarma, leylekleri vuran şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.” (1) Haberini gördükten sonra çok üzüldüm. Anadolu insanı; doğaya, kuşlara, yaban hayvanlarına değer vermiş, onları hep korumuştur. Ne oldu da Leylekler öldürüldü? Anadolu insanı, yıllardır koruduğu, “Hacı” olarak gördüğü bir kuşu neden öldürür, yoksa değişti, insanlıktan mı çıktı?
İnsanlıktan çıkıldığına inanmak istemiyorum, leylekleri öldürenin veya öldürenlerin bir avuç kendini bilmez olduğuna inanmak istiyorum. Türk ve Anadolu halkı için bazı kuşlar ve canlılar kutsaldır. Kutsal saydığı her kuşu, her hayvanı korumuş, esirgemiştir…
Kuşların doğaya katkılarını ve ekosistemde kendilerine verilen görevi, özellikle Leylek ve diğer kuşların doğal dengeyi nasıl koruduklarını daha önce yazmıştım. (2) Bu hafta, kuşların insanın inanç dünyasındaki yerini anlamaya ve anlatmaya çalışacağım:
Düşünce tarihini incelediğimizde, bazı felsefeciler görüşlerini kuşlar üzerinden anlatmaya ve açıklamaya çalışmıştır. “Feridüddin Attar, Mantık-ut- Tayr adlı hikâyesinden çıkarılan sonuç: Tanrıyı arayan sonunda kendini bulur.” (3) Kendini bilmek, kendini bulmak, “Kamil İnsan” olmak, bütün dinlerin ve felsefecilerin varmak istedikleri sonuçtur. “Anadolu erenleri, ‘Kamil İnsan’ vasfına üç büyük kaynaktan beslenerek ulaştılar. Kaynakların birincisi Anadolu, ikincisi batı Tibet, üçüncüsü Mısır’dı.” (4)
“Çin’den, İran Mitolojisine, Müslümanlıktan Hristiyanlığa kadar geniş bir inanç alanında yer alan mitolojik kuş: Zümrüdü Anka’dır.” Çeşitli adlarla anılan Zümrüdü Anka; “Hüma, Zümrüt, Devlet Kuşu, Simurg, Phoenix, Semender” (5) olarak da isimlendirilmiştir…
Anadolu insanı, yerleşikliğe geçtiğinden günümüze, Turna, Leylek, Kumru, Güvercin, Kırlangıç, Serçe, Baykuş gibi kuşları korumuş, kentlere yerleşmelerine izin vermiştir. Osmanlı döneminde yapılan Cami, külliye, kervansaray gibi yapılara kuşların yuva yapması için yer ayrılmış, değer verilmiştir…
Türk edebiyatında kuşlar üzerine yazılmış onlarca şiir, öykü ve romanın yanında bestelenmiş şarkı ve türkü bulunur. Türk tasavvuf edebiyatında “Turna Kuşunun” özel ve ayrı bir yeri vardır. “Şemsi’nin Dehmurg’unda on kuş, karakter ve uğraşları farklı on insan tipini simgeler: Bunlar, baykuş/sûfî, karga/şair, papağan/âlim, akbaba/kalender, bülbül/hanende (şarkıcı), hüthüt/ hâkim, kırlangıç/ müneccim, tavus/tüccar, keklik/çiftçi, leylek/mürşit.” Olarak kabul edilmiştir. (6)
İnsan nüfusunun hızla artması, şehirleşme, su kaynaklarının, ormanların yok edilmesi, yaşam alanlarının daralması doğada yaşayan bazı hayvanları ve kuşları kentte yaşamaya zorlamıştır. Karatavuk, saksağan, karga parkları mekân tuttu. Kerkenez, baykuş gibi yırtıcı kuşlar bile kentlere yerleşti. Sadece onlar mı? Parklar, sincap, kaplumbağa, tilki gibi hayvanların yeni yaşam alanı oldu. Deniz kenarında, limanlarda martılar, ördekler balıkçılarla arkadaş oldular…
Kentlere yerleşen hayvanlar ve kuşlar, insanla bir arada dostça yaşayabileceklerini gösterdi. Kentte birlikte yaşadığımız canlılara gösterdiğimiz bu hoşgörüyü, kırsalda yaşayan diğer kuşlar ve canlılar içinde göstermeliyiz…
Biz yine leyleğe dönelim. Leylek, göçmen kuştur, ülkemizde yumurtlar, yavrularını uçurur ve tekrar sıcak bölgelere Nil Vadisine göçer. Tarım ürünlerine zarar veren hayvanları avlayıp yer, biyolojik mücadelede insanın en büyük yardımcısıdır…
Doğada aşırı üreyip tarım ürünlerini tehdit eden, fareleri, yılanları, kurbağaları ve diğer zararlıları yiyerek nüfus planlamasına yardımcı olur. Leylek nüfusunun azalması ya da yok olmasıyla oluşacak boşluğu düşünmek bile istemiyorum…
Leyleğin önemini bilen uluslar, onların rahat yuva kurmalarını sağlamak için çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Türkiye’de elektrik direkleri üzerine platformlar oluşturulmuş yuvalarını buralara yapmaları sağlanmıştır. Avrupa halkları, evlerinin üzerine yuva kuran leylekleri uğurlu saymış, onları korumuştur…
Dünyanın ve canlı yaşamının devamını istiyorsak, ortak yaşam alanlarımızda yaşayan başta Leylekler olmak üzere kuşları ve tüm canlıları korumak, onlarla geçinmek, bir arada yaşamak zorundayız…
KAYNAK:
1-https://t24.com.tr/haber/denizli-de-gocmen-leylekleri-vurdular,943600
2- https://www.aydinparagraf.com/yasam-alanlarindaki-ortaklarimiz-kuslar-makale,328.html
3-Orhan Hançerlioğlu, Düşünce Tarihi. S. 131
4-Erdoğan Çınar, Aleviliğin Kökleri Abdal Musa’nın Sırrı. S. 187
5-Orhan Hançerlioğlu, İslam İnançları Sözlüğü. S.758
6-Ömür Ceylân, Klâsik Türk Şiir’inde Turna’ya Dair (Gazi Üniversitesi HBVAE Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, S.28, Kış 2003)
https://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/ceylan_turna.pdf