İnsan, yaşamı boyunca para kazanmak ve servet biriktirmek için sağlığını hiçe sayarak, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışır. Ölünce kazandığı birikimi bırakır gider. Ömer Hayyam: “Bir geldi mi derin ölüm uykusu; Biter bu Dünyanın dedikodusu. (1) Dizesiyle ölümün her şeyin sonu olduğunu anlatır…
İnsana birikimlerinin emanet olarak verildiğini Yunus Emre deyişinde: “Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi? Malda yalan mülkte yalan gel biraz da sen oyalan.” Dizeleriyle anlatır, anlayana…
Yaşam, eşitsizliklerle doludur. “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” sözünü duymuş, duyunca insan yaşamı neden böyle acımasız diye düşünmüşsünüzdür. Oysa gerçek hiç te böyle değildir. İnsan, çıplak doğar, ölünce kefeni ile gömülür, yani bir bez parçasından başka bir şey götüremez. Önemli olan yaşarken paylaşmaktır…
Şair Orhan Veli, Anlatamıyorum şiirinin son dörtlüğünde: “Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epice yaklaşmışım duyuyorum; Anlatamıyorum.” (1) Dizelerinde dile getirdiği gerçeği yakalamak, kardeşçe, ürettiğini paylaşarak yaşamanın mümkün olduğunu anlatır…
İnsan toplumsal ve sosyal bir canlıdır. Fark ettiniz mi bilmiyorum, her insanın mutlaka başkasının yardımına gereksinim duyduğu zamanlar vardır. Hastalanıp hasta haneye giden, şifa arayan insanı görür…
Adliyeye giden, hakkını arayan, suç işleyip cezadan kurtulmak isteyen, alacağını almak için çaba gösterenleri görür. İnsanın derdine çare aramadığı, paranın ve torpilin geçmediği herkesin eşit olduğu tek yer, mezarlıklardır.
24 Mayısta çok sevdiğim, kardeşten de yakın bir dostum, abim vefat etti. Onun defin işlemleri için gittiğim Efeler İlçesi mezarlığında dolaştım, mezar taşlarını tekrar tekrar okudum…
İsimlerini okuduğum mezar taşlarında tanıdıklarım da vardı. İnananı inanmayanı, genci yaşlısı, fakiri zengini, güzeli, yakışıklısı çirkini, tahsil görmüşü cahili, doktoru marangozu, avukatı suçlusu, fabrikatörü, işçisi, kadını erkeği yan yana aynı toprakta yatıyor. Onları eşit kılan tek gerçek ölümdür…
İnsan bunları bildiği halde Dünya nimetlerinin sadece kendisine ait olduğunu sanıyor ve elde etmek için çabalıyor. Oysa insanın birbirinden farkı yok. Sahip oldukları servet biraz oylanmaları için, anlayabilseler…
Ölüm, insan için kaçınılmaz son olsa da insanlık için çalışan, bilim insanları, düşünürler, yazarlar bıraktıkları eserleriyle ölümsüzlüğü yakalar. Uygarlık ve insanlık onlar sayesinde ilerleme sağlamıştrı, Mezarları ve kitapları en iyi anlatan, Mustafa Kemal Yılmaz’ın şiiridir:
“Kimi çoktan yitmiş
Kimi eğik, kimi yan yatmış;
Kiminin kırılmış başı…
Kitaplar ise dimdik ayakta,
Kitaplar, en dayanıklı mezar taşı…”
Rengi, dini, cinsiyeti, serveti, makamı ne olursa olsun bütün insanlar kardeştir, kadın erkek eşittir. Bunu anlayıp yaşamında uygulayan, parası, makamı var diye kendisini üstün görmeyen, kibirlenmeyen kişi insan olur…
KAYNAK:
1- Ömer Hayyam, Rubailer. S.24. R.24
2-Orhan Veli Kanık, 20 Yüzyıl Şiir Antolojisi S. 269