Milletlerin hayatında önemli yere sahip olan değerlerin gelecek nesillere öğretilmesi ve bu değerlerin doğru biçimde anlaşılarak, verdiği mesajın yerine ulaşabilmesi oldukça önemlidir. Bunun için genç nesillere iyi bir tarih bilincinin verilerek, kazanılan değerlerin farkında olmaları sağlanmalı, milletin varlığını devam ettirebilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için millî bilinçle donatılması gerekir.
İslam’ın kutsal kitabı Kuranı Kerim’in Türkçe mealini kaç kişi okumuştur?
Komünist Manifestoyu, Das Kapital’i, hatta Lenin’in, Marks’ın hayat hikâyelerini ezbere biliriz de 57 yıllık ömrünün 43-44 yılını vatan mücadelesine harcamış Atatürk’ün; tamamen ulusuna adanmış gerçek hayat hikayesini, felsefesini, ilke ve ideolojilerini, yaptığı devrimleri, kimler, ne kadar anlayabilmiştir?
İstiklal marşını, ilk iki kıtası dışında, tamamını kaç kişi ezbere bilir?
İlk iki kıtayı bilenler de güfte-beste ilişkisinden dolayı zaten yanlış okur. Şiir tamdır, beste yanlıştır! Zorla gerçekleştirilmiş görücü usulü akraba evliliğine benzer aralarındaki ilişki.
Tarihin akışını değiştirme gücüne sahip bir önderin, varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milleti, temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmış bir imparatorluğun yıkıntıları arasından çekip çıkararak, nasıl çağdaş ve millî bir devlet haline getirebildiğinin belgelere dayanan hikâyesini anlatan Nutuk’u kaç kişi okumuştur?
Ölümünden sonra bile! Milletini düşünerek, varlığına kastedeceklere karşı her an uyanık ve dikkatli olması konusunda uyardığı, özellikle de Türk Gençliğine bıraktığı ‘’vasiyetnamesini’’, kaç kişi ‘’anlayarak’’ okudu?
Tüm bunları anlayabilmiş olsaydık eğer, okşayan ‘’O Elin’’ kıymetini bilir, tekmeleyen ayağı öpmek zorunda kalmazdık!
‘Türk istiklali’ ve ‘Türk Cumhuriyeti’ kavramları üzerine kurulmuş, Atatürk’ün Türk gençliğine, korunması için emanet ettiği ve üzerine düşen vazifeleri bir vasiyetname edasıyla anlattığı edebî bir şaheserdir Gençliğe Hitabe. Gerek özlü ve derin anlamı gerek heyecanı ve güçlü hitabet üslubu ile eşsiz bir değer taşıyan, Türk kültür ve düşünce hayatının temel metinlerinden biridir. Bu iki kavram, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı bilincin eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Atatürk ısrarla bu iki kavram üzerinde durarak, bunların muhafaza ve müdafaa edilmesini istemiştir.
Gençliğe Hitabe, sıfatlardan hareketle değerlendirildiğinde ona farklı bir bakış açısı kazandırır ki metnin daha doğru anlaşılmasını sağlayarak gerçek değerini ve önemini ortaya çıkarır. Metinde geçen bütün sıfatlar gençliğin vatanı koruma ve kollama görevlerinin önemini ve gerekliliğini açıklar. Türkçenin kendisine sunduğu bütün olanaklar, bilgiye ve bilince dayalı bir ustalıkla kullanılmış, gerek kelime seçimi, cümle ve paragraf yapısı, gerekse kavramlar arasında kurulan bağlantı bakımından, Gençliğe Hitabe oldukça özeldir.
Atatürk, edebi ve tarihi değeri çok yüksek bu metni, “giriş, gelişme ve sonuç” bölümlerini oluşturarak hazırlamıştır. Geçmiş olaylar, mevcut olaylar ve gelecek olaylar konusunda bilgi verip önemli hatırlatmalar yapar. Geçmişte yaşanan acı olaylar gelecekte de yaşanabilir düşüncesinden hareketle, Türk gençliğine kutsal bir görev vermektedir. Hitabenin giriş kısmında gençliğin görevi vurgulanmasına rağmen, metnin sonunda yine bu görev, “Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!” denilerek tekrarlanmıştır.
Metinde sıraladığı bütün olumsuz durumların çözümünde gençliğin ihtiyaç duyacağı gücün ne olduğunu ilk defa olarak metnin sonunda “asil kan” yani “Türklük” olarak belirtmiştir. Burada asil kan sözü ile Türklüğü, Türklük ile de biyolojik olarak ırkçılığı değil, kültürel ve duygusal milletçiliği kast eder. Bunu, “Ne mutlu Türküm diyene!” vecizesinde açık olarak göstermektedir. Hitabede sıralanan olumsuz ihtimaller göz önüne alındığında; gençliğin sığınacağı hiçbir maddi dayanak kalmadığından, maneviyatından, Türklüğünden, yani, ‘’asil kanından’’ başka alternatifi yoktur. “Asil” sözcüğü gençliğe özgüven vermesi için kullanılmıştır.
Gençliğe Hitabe. İlkokuldan itibaren. Kara tahtanın üzerinde. Atatürk resminin yanı başında. İstiklal Marşı ile birlikte, sağlı sollu asılı! Öylece. Mavi, yeşil, ela, gri, kahverengi, kehribar gözlerin içine içine bakarken! Hani nerede? Ne oldu bizim damarlarımızdaki o asil kana?
On altıda kalalım artık! Yeter!
Laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni sokakta bulmadık biz…
Sokak sokak dolaşıp bunu anlatmamız gerek!
Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar.