Turist sözlükte; “dinlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, seyyah” (1) olarak tanımlanır. Turist, Dünyadaki antik yerleri görmek, eski kültürleri ve uygarlıkları tanımak için gezer. Anadolu onlar için görülmesi, tanınması gereken en önemli yerlerdendir…
Doğa bazı bölgelere cömert davranır, geliştirdiği ekosistemlerle yeryüzü cennetleri oluşturur. Dünyada böyle yerler azdır. Anadolu; eşsiz göllere, nehirlere, turkuaz renkli denizlere, dağlara, serinleten yaylalara, şifalı pınarlara sahip, açık hava müzesidir…
Ne yazık ki, Anadolu’nun bu özellikleri göz ardı edildi, doğa para için talan edildi, antik kentler kaderine terkedildi. Bunu fırsat bilen batılılarca yağmalandı…
Turizm bacasız sanayi olarak tanımlanır. Otel, tatil köyü, yazlık ev yapmak amacıyla yakılan ve kesilen ormanları, doğaya aykırı yapılaşmayı saymazsak kirletici, zehirleyici faaliyetlerden uzak olmasındandır…
İlk yerleşik düzene geçilen yerlerden biri de Anadolu’dur. Anadolu’da turistin görmek istediği o kadar çok antik kent, mabet, kaya mezarları, yayla, otantik köy, kültür ve uygarlık var ki, saymakla bitmez. Turizm, gelişmekte olan ülkelerde sadece deniz, kumsal, otel, motel olarak görülmekte, diğer güzellikler göz ardı edilmektedir…
Oysa ülkemize gelen turistin önceliği “yerel yiyecek-içeceklerin tadına bakmak, antik kent ve köylerin huzurunu yaşamak, geçmiş uygarlıkları tanımak, üzüm bağlarını, zeytinlikleri,” (2) görmektir…
Dünyada en çok turizm gelirine sahip ülkelerdeki antik kentleri, otantik köyleri ve doğal güzellikleri karşılaştırdığımızda Anadolu’nun eline su dökecek başka bir ülkenin olmadığını görürüz. Neden ülkemiz daha az turizm geliri elde ediliyor diye şaşırırız…
Başka yerde olmayan Anadolu’da olan ne var diye hafızamızı yoklayalım. 12.000 yıllık mabet, doğal yapılanmalar, ilk tarım köyleri, yüzlerce antik kent, saraylar, su kemerleri, amfi tiyatrolar aklımıza gelir…
Türkiye dört mevsimi bir arada yaşayan, yılda 3 ürün alınabilen verimli topraklara, kayak, dağ yürüyüşü, rafting turizminden, yayla turizmine kadar değişik olanaklara sahiptir. Oysa doğayla uyumlu, çevre dostu konaklama yerleri yapılırsa daha çok turist gelecek, döviz getirecektir…
Bunlar bilinenler, bir de bilinmeyen yeraltında kalmış, gün yüzüne çıkmayı bekleyen tarihi kalıntılar, açılmayan ören yerleri var. Turist için, Türkiye ve Anadolu, görülmesi, gezilmesi gereken yeryüzü cennetlerinden biridir. Yeterince değerlendiriliyor, tanıtılıyor mu? Gerçek ortada…
Turizm anlayışı ne yazık ki otel, motel ve deniz turizmi ile sınırlı kalmıştır. Sahiller; yazlık evler, doğayla uyumsuz oteller, balık çiftlikleri ile işgal edilmiştir. Turistin görmek istediği, orman, doğal güzellikler ve sulak alanlar ortadan kaldırıp doğal doku yok edildi. Ekosistem çökertildi, canlı yaşam göz ardı edildi…
Turizm, sadece tatil yapmak, denize girmek, eğlenmek, yemek, içmek değildir. Bilinmeyen yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, o atmosferi soluyup yaşamaktır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır…
KAYNAK:
1-Dil Derneği, Türkçe Sözlük. S. 1600
2-James H. S. McGregor, Tarih Öncesinden B