Nasuh Paşa Külli̇yesi̇

Kasım 9, 2020

Geçmişten günümüze destanlar yazdıran, yanıp yıkılsa da  zümrudü anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğan şehrimizde,  dünden gelen,Osmanlı dönemine ait,  çok az  eser  bulunmakta . Bunlardan bir tanesi  Nasuh Paşa Külliyesi. Konu,  gerek tarih gerek sanat tarihi yönünden  Sayın Doç. Dr. Aysun Saribey Haykıran, Doc. Dr. Tanju Demir ve Doc Dr. Bülent Çelik  ve Araştırma Görevlisi Mükerrem Kürüm’ün tarafından kaleme alındı. Ben,   onların makalelerininden öğrendiklerimi anılarımla birleştirerek sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Aydın’a taşındığımızda, oturduğumuz evin yakınında olan  Nasuh Paşa külliyesinin medrese kısmındaki harap odalarda , maddi durumu yetersiz aileler yaşardı. Külliyenin içindeki mescit için de öyle…  Mescidin yönü  kuzey güney doğrultusunda olup, eğimli bir arazi üzerindeydi. Anımsadığım Nasuh Paşa Hanı ile Mescit arasında patika bir yolun olması ve bu yolun iki sokağı birbirine bağlamasıydı.

Halk arasında Zincirli Han olarak bilinen Nasuh Paşa Han’ın kapısı üzerinde bir kitabesi  ve bu kitabede ; Cenâb-ı Hazret-i Zîşan Nasuh Paşa kim

Ki hayrat içün vâz-ı müesser etmiş hak

          Bu hanı bî bedel eyledi bina el hak

          Güzelhisar’a güzel verdi zineti dilen

          Gör bu han-ı şut derya bugün der tarih

          Acep bina ve acep hanı bî bedeldir bu.

          (1120H)1708    yazar.                

Giriş kapısının  önünde  ,güler yüzlü bir sokak terzisi, her sabah handan  dikiş makinasını çıkarır, giysi tamiri yapardı. Kapının üzerindeki kalın zincirden dolayı adının Zincirli Han olarak kaldığı söylenen hanın anahtarı bu terzideydi. 2006 yılında Mükerrem Hanım’ın rehberliğindeki bir gezimizde terzi kapıyı açmış , hanın avluya  bakan iki katlı bina olduğunu ,yıkık dökük  odalarının “koruyun , sahip çıkın” dercesine sessiz çiğlıklarını duymuştuk , Aydın’ın kuru sıcağına dayanamayıp sararıp solan  otlar,  sekiz kenarlı havuzun üzerini örtmüştü.        

Aslında ;1990 yıllarında bu çığlıkları  duyan olmuştu. ; Vakıflar Müdürlüğünce mimar Cem Cemil Öztürk’e  Nasuh Paşa Han’ı  satıldı. Herkes “ ne yapılacak ? “merakına düştü.  Mimar  Cem Cemil ve Nilüfer Öztürk’ün    restorasyon için proje çalışmalarına başladığı, işlerlik kazandıracağı söylenirken Zincirli han,  tekrar Vakıflar  Bölge Müdürlüğüce  geri alındı. Bu kez Vakıflar 2006 yılında restorasyon çalışmalarına başladı. Ta ki,  2016 yılına kadar.

Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilen Nasuh Paşa Hanı (Zincirli Han) işletme ihalesiyle Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Butik Otel, restoran hizmeti vermek  ve  Kültür turizmine kazandırmak üzere el değiştirdi. Eski Aydın -İzmir ticaret yolu( bu yol ipek yolu değil ) üzerinde bulunan, şehir içindeki tarihi han o günden sonra Aydın’a gelen misafirlerini ağırladı . Ayrıca  Aydın’lıların nefes aldığı bir araya geldiği özel ve güzel mekan olarak sektörde yerini aldı.

Bir Aydın’lıdan daha çok Aydın’lı olan ,adım adım, karış karış  Aydın ilini inceleyen , makaleleriyle geçmişten geleceğe işik tutan  Mükerrem Hanım’la yaptığımız o gezide , külliyeye ait olan hamam hakkında da bilgilenmiştik.  Külliyenin aynı adlı  medresesi, mescidi ve hanından önce  hamamın yapılması  temizliğin İslamiyetteki önemini  ve “temizlik imandan gelir”  atasözünü  açıkça ortaya koyuyordu. Bu derece önemli tarihi hamam o günlerde  ne yazık ki hamam olmaktan çıkmış ,bağımlıların yatağı haline gelmişti.  Soyunmalık kısmı kahve hane, ılıklık ve sıcaklık kısmı ise depo adı altında horoz dövüşücülerinin bahis  izleyenlerin mekanıydı. O günler geçmişte kaldı. Hamam bu günlerde  temizlik, (hamam)  hizmeti veriyor.

 Peki ,han, hamam,medrese,mescit kısaca külliye yaptıran Nasuh Paşa kim , neydi, neler yaptı?

Aydında iz bırakan Osmanoğlunu merak ediyorsanız haftaya yazacağım.

Sevgiyle kalın

    havvacetinturk@gmail.com.

 Kaynak:

ADÜ Fen Edebiyat Fakültesi Araştırma Gör. M. KÜRÜM         AYDIN İL TARİHİ :  2012 /263-264

ADÜ fen Edebiyat Fak .Tarih Bölümü Doç . Tanju Demir, Doç. Dr. Bülent Çelik

XVII ve XVIII YÜZYILLARDA AYDIN’DA MUHASSILLIK İDARESİ    AYDIN AYDIN TARİH VE KÜLTÜR

                                                                                                        DERGİSİ  2008/4

Yorumla

Your email address will not be published.