Nehi̇rler, Anti̇k Kentler Ve Kahramanlar!

Kasım 1, 2021

Anadolu nehirlerinin oluşturduğu bereketli tarım havzalarında kurulmuş antik kentler, Anadolu tarihini şekillendirmiş, uygarlığın gelişmesine ortam hazırlamıştır. Türkler, Batı Anadolu nehirleri, Meandros, Kaitkros, Skamender’i; Büyük, Küçük ve Kara Menderes olarak isimlendirmişlerdir. Bölgenin diğer önemli nehirleri Kaikos Bakırçay, Hermos Gediz’dir. (1) Bu nehirlerin havzalarında kurulan kentler, uygarlığın beşiği olmuştur…

Anadolu halkı için nehirler, resimlerini paralarına basacak kadar önemlidir.  Lidyalılar, Büyük Menderes Nehrinin “Güneş ışığıyla parlayan sularının eşsiz görüntüsünü paralarının üzerine kazımıştır. (2)

Eskiden gürül gürül akan, temiz sularında çeşitli balıkların oynaştığı, su kuşlarının yüzdüğü, üveyiklerin, serçelerin, bülbüllerin yuva yaptığı o nehirlerden eser kalmadı, suları kirlendi, kurudu, canlı yaşayamaz hale geldi. Nehirler, insan eliyle oluşan iklim değişikliğinden paylarına düşeni fazlasıyla aldılar…

Batı Anadolu nehir havzalarında kurulan antik kentlerin kendine özgü kuruluş öyküsü ve kahramanları vardır. Bazı kentlerin kuruluş öyküleri ve kahramanları, efsane olarak yazılmış, günümüze kadar ulaşmıştır. Bazı antik kentlerin kuruluş öyküleri ve kahramanları egemenler tarafından unutturulmak istenmiştir…

Hafta sonunda Tralleis antik kentini gezmeye gittim, toprak altındaki tiyatrosunun bulunduğu tepeden kente baktım. Solumda kente su sağlayan Tabakhane çayının suları cılız olsa da akmaya devam ediyor. Başımı kaldırıp güneye baktım. Karşımda göz alabildiğine uzanan bereketli Büyük Menderes ovasını hayranlıkla seyrettim. Eskiden karşıdan bakınca Güneş ışığının vurmasıyla parlayan Büyük Menderes Nehrinden eser yok, eskisi gibi parlamıyor; suyu kurumuş, balıkları ölmüş, kıyısındaki söğüt ağaçlarına yuva yapan kuşlar yeni yaşam alanlarına göç etmiş…

Tepenin altında gömülü tiyatronun; Pergamon, Xanthos, Hierapolis, Milet ve Aspendos tiyatrolarıyla aynı özelliklere sahip, Anadolu’daki ender iki katlı tiyatro binalarından olduğunu anımsadım. Ayaklarımın altında binlerce yıllık bir tarih yatıyor, gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor, ne zaman çıkarılacağı belli değil?

Kadim Anadolu halkının, Anadolu’yu istilaya gelen Akadlara, II. Ramses’e, Persler’e ve Kimmer’lere karşı birleştiğini biliyordum.  Birçoğumuzun belki bilmediği, yakın zamana kadar benimde bilmediğim, “Bakırçay Havzasında özgür-köle bütün insanlar arasında ayrım yapmaksızın eşitlik, kardeşlik ve özgürlüğü savunarak, Batı Anadolu’da Güneş ülkesi kurmayı amaçlayan, Roma’ya kaşı savaşan, Pergamon Krallığı tahtına III. Attalos olarak çıkan, Anadolu’nun yetiştirdiği kahramanlardan Aristonikos” (3) aklıma geldi.

Dört yıl Batı Anadolu’yu Emperyalist Roma’ya dar eden, yenilmez denen ordularını yenen Aristonikos, Pergamon kralı II. Eumenes’in Efesli bir kadından olma gayrimeşru oğludur. Varis olarak tahta çıkıp kral olan kardeşinin Roma’ya teslim olmasını kabul etmemiş, babasının vasiyeti reddederek isyan etmiş ve III. Attalos olarak tahta çıkmıştır. M.Ö. 133-129 yılları arasında Roma ordularıyla savaşmış sonunda mağlup olmuş, esir edilerek Roma’ya götürülmüş, orada öldürülmüştü. (4)

III. Attalos, asıl ismiyle Aristonikos, Tralleis’e gelmiş olabilir miydi? Üzerinde durduğum tiyatroda temsil izlemiş miydi? Pergamon kralları için inşa edilen sarayda kalmış, Seikilos’un öyküsünü duyup, eşi için bestelediği şarkıyı dinlemiş olabilir miydi? Kente gelse bile savaş halinde olan bir kahramanın sarayda kalamayacağına karar verdim. Pergamon krallığının bağımsızlığı, insanların eşitliği, kardeşliği ve özgürlüğü için savaşan bir kral sarayda oturamazdı. Zaten geldiğine dair tarihi kayıt yok!

Büyük Menderes Havzasında Tralleis antik kentinin yerine, Türkler tarafından kurulan Aydın Güzelhisarı’na ilk Türk toplumcusu kabul edilen, adıyla anılan isyanın önderi, çağının en büyük hukuk âlimi Şeyh Bedreddin ile kethüdası (kâhyası) isyan ordularının komutanı “Dede sultan,”  Börklüce Mustafa gelmiştir. İsyanın diğer önderi Torlak Kemal, müritleriyle birlikte bu kentte yaşamış, eşitlik, özgürlük ve adalet diye haykırmıştır…

Bazı tarih yazarları, Batı Anadolu’nun özellikle Efes antik kenti (Ayasuluk)  ve civarının “Tefekkür (düşün, düşünüş) coğrafyası” (5) olduğunu kabul ederler. Bu tezin doğruluğu ilerleyen yıllarda bölgede, Egemenlerin zulmü altında inleyen Anadolu halkına özgürlük, kardeşlik, eşitlik, adalet istemiyle ortaya çıkan birden çok isyan hareketi doğrulamıştır…

Tarihi süreçte egemenlerin halk üzerindeki baskısı ve zulmü arttıkça bunalan, ezilen halkı koruyacak bir önder mutlaka çıkmıştır. Egemenler, halkı zulümden kurtarmak için ortaya çıkan kahramanları önce yok etmek, sonra isimlerini unutturmak için her çareye başvurmuş, öldürülen kahramanların ölümsüz olduğunu, gönüllere gömüldüğünü unutmuştur. İnsanlığın özgürlük, kardeşlik, eşitlik ve bağımsızlık istekleri,  eksilmeden sürdürmüştür…

KAYNAK:

1-Haikarnas Balıkçısı, Bütün Eserleri-4. Merhaba Anadolu. S.112

2-Büyük Menderes Havzası Atlası. S. 11

3- Sefa Taşkın, Sürgündeki Zeus. S22-23

4- https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2018/09/08/anadolunun-en-buyuk- kole-isyani-ve-gunes-ulkesi

5-A.Munis Armağan, Aydın Eli coğrafyasında yerleşmiş, boylar, Aşiretler, Obalar, Kentler, köyler ve tarihi semtler. S. 129

Yorumla

Your email address will not be published.