Özür Di̇leri̇m Öğretmeni̇m!

Kasım 23, 2019

Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Öğretmen bilgilerini, deneyimlerini öğrencisine öğretip aydınlatır, insanlığa faydalı birey olarak yetişmesini, iyi bir meslek sahibi olmasını ve yaşama atılmasını sağlar…

Osmanlı imparatorluğu döneminde köyde ve kırsalda yaşayan bir kişinin öğrenim görmesi yüksek mevkilere gelmesi hayal bile edilemezdi. O köylüydü hep köylü kalmalı ve düzene itaat etmeliydi…

Osmanlının yıkılmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti, ülkenin kalkınmasının bireylerin eğitilmesinden geçtiğini biliyordu. Yeni kuşakların okumasını sağlamak için her türlü olanağı yarattı…

24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri açıldı, harf devrimi yapıldı, eğitimi tabana yaymak için seferberlik başlatıldı. 1981 yılına geldiğimizde öz unutulup şekle bakıldı ve 24 Kasım öğretmenler günü ilan edilip kutlanmaya başlandı.

Nüfusun çoğunluğu kırsalda ve köylerde yaşadığı için kalkınmanın köyden ve köylüden başlaması gerektiğini bilen ve buna inanan Cumhuriyetin kurucu kadrosu “Köy Enstitülerini” açtı. Mezun olanlar kendi köylerine gidip yeni kuşakları ve köylüyü eğitmeye başladılar…

Türkiye’nin kalkınmasını, uygarlaşmasını istemeyen dış ve iç güçler kendilerinin sonunu getireceğini bildikleri için köy enstitülerini kapattırdılar.

Köy enstitülerinin kapatılması halktan yeterli tepkiyi görmedi, haberi bile olmadı. İtiraz edemediler…

Çağdaş eğitim gören okullar yanında din eğitimi veren okullar açıldı, öğrenim birliğinden ödünler verilmeye başlandı. Öğretmenlerin dışında tepki veren olmadı…

Eğitimin birliğinden (Tevhid-i Tedrisat) verilen ödünler o kadar arttı ki, karma eğitim yapan okullar azaltılmaya başladı halktan yine tepki yok!

Köy okulları kapatıldı taşımalı eğitime geçildi, sık sık sistem değiştirildi öğrenciler perişan edildi, öğretmenler dışında kimse tepki koymadı…

Öğretmenler arasında ayrıma gidildi, kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen ayrımı yapıldı halktan yine ses yok!

Atatürk’ün “öğretmen maaşları milletvekili maaşından fazla olmalıdır” talimatı unutuldu saat ücreti karşılığı çalışması sağlandı.

Karnı doymayan, geçim sıkıntısı çeken bir öğretmenin öğrencilerine faydasının olamayacağı gözardı edildi…

Ücretinin düşüklüğü nedeniyle pazarda limon satmak zorunda kaldı, halk yine nedenini sormadı…

Ders programları alt üst edildi, müfredatta bulunan fen bilimleri zorunlu ders olmaktan çıkarıldı ve seçmeli ders haline getirildi. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü unutturmak için “müfredat” değiştirildi halktan yine ses yok!

Öğretmenden ülkesini, milletini seven aydın öğrenciler yetiştirmesi istenmedi. Özgür, okuyan, sorgulayan bireyler yerine siyasi iktidara itaat eden, onun dediğini yapacak insan yetiştirmesi istendi. Kabul etmedi ama kimseden ses çıkmadı.

İşte böyle sevgili öğretmenim, sen üzerine düşeni yaptın. Bizler halk olarak seni anlamadığımız gibi ihtiyaç duyduğunda ülken için, halkın için çırpındığında yanında olmadık, olamadık…

Feryatlarını duymazdan geldik ama yine her 24 Kasımda öğretmenler gününü kutladık.  Öze değil görüntüye önem verdik, bunun için bizler de suçluyuz. Onun için kendi adıma sizden özür diliyorum…

Bu şartlarda öğretmenler günü kutlaması yapar mısın? Bilmiyorum. Ama yine de öğretmenler günün kutlu olsun.

Yorumla

Your email address will not be published.