“Para, Para, Para…”

Mart 20, 2023

Napolyon’un söylediği; para, para, para sözünden esinlenen Şanar Yurdatapan “varlığı bir dert yokluğu yara İnsanlar öldüler onun uğruna Servetin ulaşsa da yüz milyonlara Kefenin cebine sığmaz bir tek lira” sözlerinin geçtiği şarkı sözü yazmış ve bestelemiştir. Şarkıda paranın her şeye hâkim olduğunu ironik bir şekilde anlatmıştır…  

Tarih boyunca, altın, gümüş, elmas gibi değerli madenlere sahip olanlar, güce de sahip olmuştur. Para gerçekten mutlak güç müdür? Değildir, demek isterdim ama ne yazık ki, çoğu insan için para güç demektir. Para için işlenen cinayetleri, miras paylaşımında kardeşin, kardeşe düşman olduğunu, ayrılan eşlerin birbirine düştüğünü görmüş veya duymuşsunuzdur…

 Bu insanlık dışı anlayış, antik dönemden günümüze devam eden, güce tapma anlayışının ürünüdür. Güce, insana ve paraya tapma, güç sahibi olma çabalarını Şeyh Bedreddin, ibadet hatası olarak görmüştür: “İnsanlar, birbirlerine yahut dirhem ve dinara veya izzete, övünmeye veya yenilip içilecek şeylere ibadet ediyorlar da yine Allah’a ibadet ediyoruz zannında bulunuyorlar.” (1) Şeklinde değerlendirmiştir.

20. Yüzyılda demokratik yollarla bir ülkelerin başına geçenler, gücü ve parayı ele geçirince tiran oldular. Tiranlar,  daha çok para sahibi olmak, iktidarda kalmak için, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarını çıkardılar. Güç hırsı, milyonlarca kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu…

Altın, para ve güç uğruna; petrol ve maden aramak için kutuplar bile kirletildi, Ozon tabakası delindi, iklim krizi oluştu. Dünyanın ısısı arttı, bu da kaçınılmaz olarak doğal dengeyi bozdu ve afetleri getirdi. Yağış döngüsü kırıldı, yağışlar sele dönüştü. Buzullar eridi, içecek su sıkıntısı başladı, canlı yaşamı tehlikeye girdi…

Günümüzde para, bireyin refahını sağlamak için vardır. Devlet, parayı vergi olarak toplar ve yine toplum hizmeti için kullanır. Toplanan vergi, toplanma amacı dışında kullanılamaz, çünkü onlar halka hizmet için toplanmıştır.

Devleti idare eden seçilmişler, devletin ve devlete ait malların sahibi değildir. Devleti idare edenler, milletin hizmetkârıdır. Hizmet görmek, halkın can ve mal güvenliğini korumak; hükümet, bakan, bürokrat ve memurların asli görevidir.

Toplanan vergiler, asayişin sağlanması, dış düşmana karşı ordunun donanımının karşılanması, olası her türlü doğal afet için alınacak önlemlere hazırlık, afet anında ve sonrasında yapılacak işler için halkın yararına kullanılır. Kullanımı da şeffaf olmalıdır.

21. Yüzyıl, iklim krizi nedeniyle doğal afetlerin doruğa ulaştığı, her yeni yılın, geçen yılı arattığı malumdur. Anadolu, iklim krizinin yaşandığı ve deprem kuşağı üzerindedir. Bu gerçek göz önüne alınarak gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.

Doğal afetlere karşı alınacak önlem, kentlerin kuruşluyla başlar. Kentler; dere yataklarına, mera, bataklık gibi çürük zeminlere kurulmaz. Yağmur suyu tahliyeleri seli önleyecek şekilde yapılır. Binalar depreme dayanıklı inşa edilir. Afet mastır planları hazırlanır, afet anında hazır bulunan arama kurtarma ekipleri afet bölgesine sevk edilir. Afet sonrası yapılacaklar önceden planlanır ve emir beklemeden yerine getirilir…

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.” Para, vatan ve halk için harcandığında yerini bulur.

KAYNAK:

1-Şeyh Bedreddin, Varidat. S. 11. Şeyhülislam Musa Kazım çevirisi.

Yorumla

Your email address will not be published.