“Savaşa Hayir, Barişa Evet”

Ekim 30, 2023

İnsan, Dünyaya yayılmaya başladığı anda kendini savaşın içinde buldu. Besin bulmak, besinini, köyünü, kentini, toprağını korumak, daha fazla para ve toprak sahibi olmak için hep savaştı. Genlerine işleyen savaş tutkusunu barış zamanında avlanarak tatmin etti…

Savaş kazanmak için gelişmiş silahlara gereksinim vardı. Gereksinimi karşılamak için silah sanayi doğdu. Silah üreten kapitalistler, silah satabilmek için insanları kışkırttı, savaş çıkmasını sağladı…

Savaşın kazananı olmaz. Savaşta her iki taraftan ölen askerin annesi, babası, kardeşi ağlar. Evli ise karısı dul, çocuğu yetim kalır. Savaş, kapitalistlere para, egemenlere onur kazandırır. Olan evi barkı yıkılan sivil halka ve askere olur…

19. Yüzyılda nüfusun artması, doğal kaynakların sınırlı oluşu, besin azlığı ve içilebilir su kıtlığı kapitalistlerin az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin yeraltı ve yerüstü doğal değerlerine göz dikmesi, Dünya çapındaki savaşlara neden oldu…

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Milyonlarca insanın ölümüne, yıkıma neden oldu. Ders almayan insanoğlu yeniden savaşmak için silahlanmaya devam etti, Dünya çapında olmasa da bölgesel savaşlar hız kesmeden sürdü. Bölgesel savaşlar, enerji kaynağı petrol ve doğal gaz rezervi bulunan ülkelerde yoğunlaştı…

Emperyalistler, Hedef aldığı ülkelerin enerji kaynaklarını ele geçirmek için güç kullanmaktan çekinmez. Kitle halinde ölümlere neden olabilecek çağın en gelişmiş silahlarına sahip olmaları, onları Dünya egemenliği kurmak için cesaretlendirmektedir…

Teknolojinin sağladığı olanak sayesinde Dünya, İsrail’in Filistin Halkına uyguladığı soykırımı ve insanlık dramını canlı yayında izliyor. Yaralanan, ölen çocukları, kadınları, sivilleri gördükçe savaşın ne kadar kötü ve insanlık dışı olduğuna bir kez daha tanık oluyor…

Uygar geçinen, hukukun üstünlüğünü kabul ettiklerini söyleyen batılı uluslar, savaşı ve soykırımı önleyecekleri yerde İsrail’e destek olarak insanlık suçuna ortak olmaktadır. Keşke savaşlar, sadece savaşa neden olan tiranların ölümüyle sonuçlansa. Çocuklar, kadınlar, masumlar, canlılar ölmese…

Televizyon sayesinde Dünyanın dört bir yanında meydana gelen savaşlardan haberdar olmaktayız. Yıkılan binaları, harap edilen alt yapı tesislerini, bombalanan hastaneleri, ibadethaneleri, yaralanan, sakat kalan, ölen insanları görüyor ve içimiz kan ağlayarak seyrediyoruz. Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlıyoruz. Biz anlıyoruz da esas ders ve önlem alması gerekenler alıyor mu? Hiç sanmıyorum…

En kötü barış, en iyi savaştan çok daha iyidir. Çünkü barış, çocukları, kadınları, sivilleri yaşatır. Yıkımlara, açlığa, sefalete neden olmaz. Neden savaşıyoruz? Hepimiz Âdem ile Havva’nın çocukları değil miyiz?

Mustafa Kemal Atatürk: “Savaş, vatan savunması için değilse cinayettir. Yurtta barış, Dünyada barış” sözleriyle savaşın dehşetini, barışın değerini anlatmıştır. Savaş; ölüm, yıkım, kan ve gözyaşı demektir…

Barış, sadece insanlar arasında değil, insan ve canlılar arasında da olmalıdır. Unutmayalım ki, Dünya sadece insana ait değildir. Dünyadaki her canlının yaşamaya ve doğal değerlerden yararlanmaya hakkı vardır…

Savaşa hayır, barışa evet…

Yorumla

Your email address will not be published.