Son Meşe Ağaçlari…

Eylül 4, 2023

Orman ekosistemleri, kuşların, canlıların evidir. Havaya oksijen salar, su döngüsünü düzenler, ortamın ısısını ayarlar, erozyonu önler ve tarım toprağını verimli hale getirir. Meyveleri canlılara besin olur.

Ormanlar, hâkim ağacın ismi ile adlandırılır. Orman ağaçlarından birisi de Meşe ağacıdır. Köşk ilçesinden Dalama mahallesine giderken,  sulama kanalı yakınında yolun sağında ve solunda insan hışmından kurtulmuş dört adet Meşe ağacını çoğunluğunuz görmüştür. Büyük Menderes ovasında kalan Meşelerdendir. Bir zamanlar, bu bölgenin Meşe ormanı olduğunun kanıtıdır…

Meşe, quercus cinsine bağlı anavatanı güney Avrupa ve Anadolu olan bir orman ağacıdır. Türkiye, Suriye, Lübnan; Orta ve Doğu Avrupa ile Güneybatı Avrupa doğal yayılış sahasıdır. Son buzul çağı öncesinde Avrupa’nın tamamı Meşe ormanlarıyla kaplıydı…

Odun yapısı, meyvelerinin olgunlaşma süresi, yaprak ve kabuk özelliklerine göre Meşe ağacı:  Akmeşeler, Kırmızımeşeler ve her mevsim yeşil kalan Meşeler olarak üç gruba ayrılır. Türkiye’de 18 Meşe türü bulunur. Bunlardan biri de yapraklarını dökmeyen, her mevsim yeşil kalan Pırnal Meşesidir. (Quercus ilex.) (Fotoğraftaki ağaç.)

Küçük Menderes Havzasında tek tük, asırlık, bin yıllık Meşe ağaçları vardı. Bunları çocukluğumda gördüm. Büyük Menderes Havzasında bazı yörelerde birkaç yüz yıllık Meşe ağaçlarına rastlanır. Anadolu’nun birçok kentinde yaşı beş yüzü geçmiş anıt ağaç olarak tescillenmiş Meşeler vardır…

Buzul çağının acımasız soğuğu, kerestesinin gemi yapımına elverişli olması ve yakacak odun olarak kullanılması, tarım sahası açmak için köklenmesi, savaşlar ve yangınlar, Meşe ormanlarının yayılım alanını daralttı…  

Meşe ağacı dayanıklıdır. Kerestesi ev eşyalarında, parke imalatında, fıçı üretiminde gemi yapımında kullanılmaktadır. Kereste olmayan kısımları, yakacak ve odun kömürü olur…

Sadece kerestesi değil, meyvesi olan Meşe palamutu boya sanayiinde aranan ve kullanılır, başta sincaplar olmak üzere bazı kuşların gözde besin maddesidir. Meşe ağacı, kökleriyle erozyon oluşumunu önler. Kuşlara, özellikle sincaplara ev sahipliği yapar. Yaz sıcaklarında gölgesi serin olur…

 

Anadolu bir zamanlar; Sedir, Meşe, Çam (her çeşidi), Şimşir, Göknar, Kayın, Ladin, Dişbudak, Çınar, Kestane, Akçaağaç, Karaağaç, Gürgen, Sandal ve diğer orman ağaçları ile kaplıydı. Tuz Gölü ve etrafı bile ormanlarla kaplıydı. Timur, fillerini bu ormanlarda saklamıştı. Evliya çelebiye göre, bir sincap yere inmeden, Kars’tan İzmir’e gelebiliyordu.

Bugün ne yazık ki, Türkiye orman ve su fakiri ülke haline geldi. Geçmişte ormanlar kereste ve yakacak için yok edilirdi. Bu gün maden aramak, kömür çıkarmak, baraj ve turistik otel yapmak için yok ediliyor.

Göller, turkuaz renkli denizler, pırıl pırıl akan nehirler, dereler, şifalı kaynak suları kirletiliyor. Ormanda yaşayan canlılar öldürülüyor, doğa acımasızca; para ve rant uğruna talan ediliyor…

Talan edilen yerlerdeki yerüstü zenginlikleri, yeraltında bulunan madenden, kömürden kat be kat fazla olduğu düşünülmüyor…

Canlılar, yaşamını sürdürmek için; doğaya, ormana, suya, havaya, sebzeye, süte, meyveye gereksinim duyar. Kömür ve altın yiyerek, sülfür soluyarak, asit içerek yaşayamaz. Onun için insan ormanları ve doğayı korumak zorundadır…

Yorumla

Your email address will not be published.