Çeşmelerden gürül gürül akan temiz suyun kullanılmaz hale geldiğini hayal edip, sağlıklı içme ve kullanma suyunun nasıl oluştuğunu gözünüzün önüne getirin. Suyu kullanırken bir kez daha düşünün…
Özellikle insan için temiz su; doğumundan, ölümüne kadar geçen her aşamada kullandığı ve asla vazgeçemeyeceği maddelerin başında gelir…
İnsanın yediği sebzeler, meyveler, etinden, sütünden, tüyünden yararlandığı hayvanlar yaşamlarını sürdürmek için temiz suya gereksinim duyar. Temiz su olmazsa tarım ürünleri yetiştirilmez, hayvanlar beslenmez…
Su kullanmaya sabahleyin kalkınca yüzümüzü yıkamakla başlarız, duş alırız, dişimizi fırçalarız. Günde en az iki litre su içeriz. Giyeceklerin temizlenmesi, bulaşıkların yıkanması temiz su gerektirir…
İçilebilecek temiz su yoksa? Canlı yaşamı da yoktur! Canlıların sağlıklı yaşaması için yaşamsal değerdeki suyun oluşumunu sağlayan, koruyan ekosistemlerin başında her türlü ağacın oluşturduğu orman ekosistemleri gelir…
Orman ve sulak alan ekosistemleri, barındırdığı gözle görülen ve görülmeyen, yerüstünde ve yeraltında barındırdığı canlılarla yaşamın devamını sağlar. Bakteri, mikrop ve bitkiler kirlenen suyu ağır metallerden ayrıştırır, arındırır, insan ve canlıların kullanabileceği hale getirir…
Yeraltı ve yerüstündeki içilebilir temiz suyun oluşumunu orman ekosistemleri sağlar. Orman ağaçları ve yeşil doku yağmur bulutlarını toplar, yağışın sele dönüşmesini önler. Suyu, sulak alanları, nehirleri, gölleri, ormanları, bitkilerin ve yaşayan canlıların bulunmadığı yerler çöldür…
Çöl, insan ve canlı yaşamına uygun olmayan, gündüz aşırı sıcak, gece ise soğuk olan, suyu bulunmayan ya da az bulunan ekosistemlerdir. Çöl de bir ekosistemdir, dünya canlı yaşamının devamı için ayrı bir görevi vardır…
Ormanların ve sulak alanların yok edilmesi, iklim krizi, olağan yağış rejimini olumsuz etkilemiştir. İklim krizi öncesi Nisan ve Mayıs aylarında gürül gürül akan derelerde hatta Büyük Menderes Nehrinde bile su olmadığı gözlemliyoruz…
2024 yazı, önceki yıllara göre daha kurak ve sıcak geçeceğe benzemektedir. Barajlarda yeterli su olmaması, tarımsal sulamada aksamalar yaşanacaktır. Bitkilere yeterli su verilmediği, zamanında sulanmadığı takdirde sebze, meyve ve kasaplık hayvan üretiminde azalma olacağı kesindir. Bu da kıtlık demektir…
Yapılan yanlışları önlemek, suyu, sulak alanları, ormanları, doğayı korumak görevi devletindir. Devlet görevlileri, suları kirleten, sulak alanları kurutan, ormanları yok eden kapitalistleri koruyor…
Birey olarak suyu idareli kullanmadığımız, kirlettiğimiz, boşa akıttığımız ortada. Devlet, suyu ve doğayı korumak zorunda olduğu halde yeraltı suyollarını tahrip edenlere, gölleri, nehirleri, dereleri kirletip kurutanlara sessiz kalıyor…
Unutmayın! Canlı yaşamın devamı temiz ve ulaşılabilir suyun varlığına bağlıdır. Suyu kirletmeyelim, kirletenlere engel olalım…