Uygarlik Öğretmenleri̇n Eseri̇di̇r!

Kasım 23, 2020

21. Yüzyıl; etik değerlerin daha çok örselendiği, doğanın acımasızca katledildiği, insanlığın sınav verdiği bir dönem olacaktır…

Olağanüstü durumlarda topluma yol gösterecek, kargaşadan kurtaracak öndere ihtiyaç vardır. O önder öğretmendir.

Öğretmen, Türkçe sözlüklere göre “bir sanatı ya da teknik bilgileri öğreten kişi. Okulda öğrencilere ders veren kimse, muallim-muallime, bilgi kazandıran kişidir.”

Oysa öğretmen, bu tanımlamanın çok üzerinde kutsal bir görev üstlenmiştir…

Toplumu yönlendiren bilim insanları, kanaat önderleri, din bilginleri halkı aydınlatan doğru yolu gösteren öğretmenlerdir…

Şeyh Bedreddin,  “Enbiya, çocukların velileri gibi olup, tahsil-i kemale (olgunluk mertebesine) ulaştırmakla görevlidir.” (1)Diyerek, peygamberlerin de öğretmen olduğunu belirtmiştir…

Öğretmen aynı zamanda âlimdir.  Âlimler insanlık için olduğu kadar Semavi Dinler için de kıymetlidir. 

Peygamberimiz, “Şüphe yok ki, âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler dinar veya dirhem miras bırakmazlar. Onlar sadece ilmi miras bırakırlar. Kim bu mirası alırsa çokça nasip almış demektir.”  Hadisiyle âlimlerin insanlık için ne kadar önemli olduğunu anlatmıştır…

Devlet kurucusu, halk önderi olan liderler halkının öğretmenidir. Halkını, kölelikten, cehaletten kurtarmış, ona yeni bir yön ve ülkü vermiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’te bu anlamda öğretmendir, hem de Türk Ulusunun Başöğretmeni…

Mustafa Kemal Atatürk, Türk ve Dünya tarihini çok iyi bildiği için öğretmene önem vermiş, yeni nesillerin onların eseri olacağını ve uygarlığı yükselteceğine inanmıştır…

O’na göre, eğitim ve öğretim savaşı, Kurtuluş Savaşından bile önemlidir…

Eğitimde en büyük yükü kadınların çekeceğini, kadınlar eğitim ve öğretim işini üstlenmezlerse başarıya ulaşılamayacağını biliyordu…

Kurtuluş Savaşında kadınların vatanın kurtuluşu için yaptığı fedakârlıkları unutamamış, Türk kadınını hapsedildiği yerden kurtarmak, eski günlerde sahip olduğu hakları ve saygınlığı tekrar kazandırmayı düşlemiştir. Bunu gerçekleştirmek için savaş alanlarında bile kadınlarla ilgili ileriye dönük çalışmalar yapmıştır…

Mustafa Kemal Atatürk, Türk Ulusunun uygar ve çağdaş bir toplum olmasını istiyordu. Bunun yolu eğitim ve öğretim sisteminin çağdaş olmasından, aydınlık, çağdaş, pozitif bilime inanmış öğretmenler yetiştirmekten geçiyordu…

Mustafa Kemal Atatürk, kadınların sosyal hayata girmesi için çaba harcıyordu. 1922 yılında Konya’da yaptığı konuşmada; “Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, içtimai, iktisadi hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lazımdır.” Diyerek kadını onurlandırıyordu. (2)    

Kadınlara eğitim ve öğretim alanında görev vereceğinin ilk işaretini Lozan Barış konferansından haber beklediği Bursa’da yaptığı konuşmada vermiştir…

Konuşmasında: Siz bizim hesabımıza eğitim savaşını kazanın, memlekete bizden fazla hizmet etmiş olursunuz. Sizi bu savaşa çağırıyorum. Şu andan başlayarak, kadınlarımız ülkemizin toplumsal yaşamına katılmayacak olurlarsa hiçbir zaman tam anlamıyla gelişemeyiz. Sonuna kadar geri kalır, Batı uygarlığıyla hiçbir şekilde boy ölçüşemeyiz… Köhne geleneklere sımsıkı yapışıp durursanız cüzzamlılar, paryalar gibi yapayalnız kalırsınız. Kişiliğinizi koruyun; ama Batı’dan da, ileri bir millete gerekli olan şeyleri alın. Yaşayışınızı bilime ve yeni düşüncelere uydurun. Siz bunu yapmazsanız, günün birinde onlar sizi yutar.” (3)  Öngörüsüyle kadının, yeni devletin geleceğinde oynayacağı rolü belirlemişti…

Öğretmenlere düşen görev, şartlar elverişli olmasa da çağdaş, pozitif bilime inanmış Atatürkçü nesiller yetiştirmektir.

Öğretmenler günü kutlu olsun.

KAYNAK:

1-Şeyh Bedreddin, Varidat (Şeyhülislam Musa Kazım çevirisi.) S. 12- İsmet Zeki Eyüboğlu Şeyh

    Bedreddin ve Varidat. S.300

2- Şevket Süreyya Aydemir,  Tek Adam. 3. Cilt S. 245

3- Lord Kinross, Atatürk. S.525

Yorumla

Your email address will not be published.