Ve Ki̇rleti̇ldi̇ Dünya!

Nisan 22, 2024

Bilim insanları, yurtseverler, şairler, yazarlar, doğaseverler insanın gelecekte daha mutlu bir hayat yaşamalarını, doğanın temiz kalmasını, canlıların bizimle birlikte özgürce bir arada yaşamasını arzu eder, bunun için çalışırlar. 

Eserleri, araştırmaları, buluşları ile yol gösterir, insanları gelecek tehlikeler için uyarırlar. Ama ne yazık ki devletleri idare eden kadrolar, ellerindeki gücü daha kuvvetlendirmek, daha çok para kazanmak uğruna bilim insanlarının önerilerini hiç dikkate almaz, onları dinlemez. Dünyayı kirletmeye, doğayı ve diğer canlıları yok etmeye devam ederler…

Dünya, o kadar kısa bir sürede kirlendi ki, kirlenmeyi bir insan yaşamı buyunca geçen sürede gözlemlemek mümkün hale geldi. Türkiye’de kirlenme ve doğanın yok oluşunu, yaşı 60-70 arasında olanlar hafızalarını yokladıklarında net olarak görürler…

Doğadaki ağaçları, bitkilerin yeşilliğini, çeşitliliğini, o ağaçlarda yaşayan kuşları,  nehirlerin, derelerin temizliğini hayal eder, özlemle anarlar. Onları koruyamadıkları için de ister istemez üzülürler…

Yaşı 20 ile 30 arasında olanların, doğal ortamında yaban hayvanlarından, tavşan, tilki, çakal, bıldırcın, kınalı keklik, çil keklik, bağırtlak, sarıasma, incir kuşu, çıtlık kuşu, karatavuk, tekir ördek, ger ördek, sakarmeke gördüklerini sanmıyorum…

Hele hele kentlerde yaşayanların, karga, serçe, kırlangıç, leylek, güvercin ve kumrudan başka kuş tanımadıklarına eminim. Onlar, bülbülün, karatavuğun şarkılarını dinlemedi o zevki yaşamadı, bu gidişle yaşayamayacaklar…

Kentlerde yaşayan insanların çoğu doğal ortamlarında yetişen ve insan sağlığı için yararlı olan yaban bitkilerini, mantarları ve yabani meyveleri tanımadıklarını biliyorum. Anadolu’nun nehirlerinde, göllerinde, derelerinde yaşayan alabalıkları, sazanları, tatlısu levreklerini doğal ortamlarında hiç görmediklerini de biliyorum…

Bu hayvanlar okullarda ansiklopedik bilgi olarak öğretilip, gösterilmektedir. Yeni nesil, onları sadece resimlerinden ve hayvanat bahçelerinde görüp tanıyacak ama neden doğada olmadıklarını sorgulamayacaktır…

Çünkü okuyup, araştırmıyoruz, “bir musibet, bin nasihatten iyidir!” Diyen atasözünü ispatlamaya çalışıyoruz. Yaşananları hiç umursamadığımız gibi, bilim insanlarının doğanın korunması ile ilgili öngörülerini de kulak ardı ediyoruz…

Yaşı 70 ve üzeri olanlar, Çocukluğunuzda, gençliğinizde yediğiniz o mis gibi kokan doğal domatesi, biberi, patlıcanı, mısırı, elmayı, balı akan inciri, soframızdan eksik etmediğiniz; siyah-yeşil zeytini anımsayın. Bu gün yediğinizle kıyaslayın, farkı hemen anlayacaksızınız…

Oysa gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerinde doğanın kirlenmesini en alt düzeye çekmeyi başarmış, kendi insanını ve canlıları korumuşlardır. Tarım zararlıları ile mücadelede biyolojik yöntemler kullanmışlar, toprakların, havanın ve suyun temiz kalmasını sağlamışlar.

GDO’lu tohumları, yapay gübreleri, zirai zehirleri başka ülkelere gönderdiler. Neden acaba? 22.04.2024

Yorumla

Your email address will not be published.