İktidarın zeytinlikleri, ormanları, meraları, sulak alanları yok etme, Anadolu’yu çöle çevirme inadı devam ediyor. Zeytin Kanunu yönetmeliğinde yapılan değişiklik, Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen, zeytini ve doğayı yok etmek için yeni yöntemler arıyor…
İktidar altın, kömür, maden, jeotermal, turizm, rant için zeytinlikleri, ormanları, meraları, sulak alanları yok etmek için her yolu deniyor. Zeytin Kanunu, bundan önce on kez, torba yasayla değiştirilmek istendi. Şimdi Maden Kanunu değişikliği içine konulan bir madde ile yok edilmeye, kapitalistlere rant sağlamaya ve doğayı yok etmeye çalışıyorlar…
Zeytin yetiştiren üreteciler, ormanlık bölgede yaşayan köylüler, çevreciler, sivil toplum örgütleri zeytini, ormanları, meraları, sulak alanları kurtarmak için yine ayağa kalktı. Eylemler, protestolar, basın açıklamaları yapıyor. Anayasa aykırı olarak çıkarılmak istenen, yeşil alanların idam fermanı maden yasası değişikliği teklifindeki maddelerin geri çekilmesini istiyorlar…
Yasa değişikliği yapmak isteyenlere soruyorum? Ülkemizin önemli tarımsal ihraç ürünlerinin ilk sıralarında yer alan, yağını, meyvesini besin olarak tükettiğimiz, prinasını, odununu yakacak olarak kullandığımız, uzun ömürlü, “Zeytin”den ne istiyorsunuz?
İktidar, zeytinin doğa, canlı yaşam ve insan sağlığı, ekonomiye olan yararını bir türlü anlamadı. Ben usanmadan anlatmaya devam edeceğim…
Zeytin ağacı, binlerce yıl süren buz çağlarında bile yok olmadı, yaşamını sürdürdü.(1) Ağaç sayısının azaltılması, zeytin yiyen canlıları ve kuşları etkiler, doğanın dengesini bozar…
Tarihi kaynaklarda, zeytin yetiştiriciliği, M.Ö. 6.000 yılında Suriye’de başladığı, M.Ö. 4.000 yıllarında Anadolu’ya geldiği (2) Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere yayıldığı iddia edilir.
Anadolu’daki zeytin ağaçları 4.000 yıldan yaşlıdır. Hititleri görmüş, onları beslemiş, odunu ile ısıtmış, yağı ile aydınlatmıştır. Hititler zeytini, zeytinyağını biliyor ve yetiştiriciliğini yapıyorlardı Hitit dilinde zeytine, “Gis. zeer. tum” deniyordu. (3) Antik Yunanda, “Doğum olan evin kapısına, çocuk erkekse zafer sembolü zeytin dalı, asılırdı.”(4) Olimpiyat oyunlarında kazananın başına zeytin dalından çelenk takılırdı…
Semavi dinler zeytini kutsal kabul ederler. Nuh Tufanında suların çekildiği bir kara parçası bulması için gemiden salınan güvercinler ağızlarında zeytin dalıyla dönmüştü…
Zeytinin kendisi ve elde edilen yan ürünler insan sağlığı için çok önemlidir. Zeytinyağı kalp dostudur. Akdeniz tipi beslenmenin temelini oluşturur. Meyvesi, yaprakları, çekirdekleri, odunu insan yaşamında yerini alır…
İnsan yaşamı için önemli ağacın, dünyanın akciğerleri ormanların korunması, yenilerinin yetiştirilmesi gerekirken, maden yasası içine konulan maddelerle yok edilmek istenmesinin mantığını anlamak mümkün değil. Unutmayın ki zeytinlikler, ormanlık alanların, meraların, sulak alanların zenginliği yeraltı zenginliğinden daha değerlidir…
KAYNAK:
1-James H. S. McGrgor, Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa. S.41
2-http://www.marmarabirlikakademi.com/tr/zeytin-kutuphanesi/zeytinin-tarihcesi
3-Ali Narçın, A’dan Z’ye Hitit.S.160
4-İsmail Tokalak, Bizans-Osmanlı Sentezi. S.555-556.